Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "samsung yepp yp-p3"


sinepil.org

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

Etiket:

 
tuttum

majorian | 25 Kasım 2008 16:14 | 0 yorum var

Balkan Sineması: The Marathon Family

II.Dünya savaşı yıllarında eski Yugoslavya’da geçen film (orjinal ismi, Maratonci trce pocasni krug ), Topalovic ailesiyle Piton ailesi arasındaki sürtüşmeyi konu alıyor.

piton çetesi
piton çetesi
tabut butik ve krematoryum
tabut butik ve krematoryum
mirko ve kristina
mirko ve kristina
\

Beş nesildir tabut mağazacılığı yapan Topalovic ailesi ile mezar hırsızı ve gangster Piton ailesi arasındaki ilişkiler, uzun süredir ödenmeyen borçlar yüzünden kötüye gitmektedir.
Bili piton, alacaklarının karşılığında Topaloviclerin yeni açacakları krematoryum binasının kazancına ortak olmayı istemektedir.
Diğer yandan en küçük Topalovic "Mirko" gönlünü Bili'nin müzisyen kızı Kristina'ya kaptırmış gözü başka bir şey görmez olmuştur.
Topaloviçlerin 5 numarası Laki, Pitonlara hiçbir şey kaptırmak niyetinde değildir; Oğlunu o kızdan ayırmak için eski aile dostları ve Mirko'nun yakın arkadaşı Djenka ile bir anlaşma yapar. Amatör bir sinemacı olan Djenka Kristina'nın aklını çeler ve olaylar trajikomik bir biçimde gelişir...
Marsilya suikastının siyah beyaz görüntüleriyle başlayan film Yugoslavya kralı I. Aleksandar’a bir çeşit saygı duruşu niteliğide taşımakta…
Montreal dünya film festivalinde Ko To Tamo Peva ile jüri özel ödülünü kazanan yönetmen Slobodan Sijan’ın eseri The Marathon Family izleyenleri güldürecek ve düşündürecek bir kara komedi.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

tuttum

hhkknn27 | 16 Kasım 2008 12:30 | 3 yorum var

İhtiras Rüzgarları

\
"Bazı insanlar içlerindeki sesi dinlerler ve ona göre yaşarlar.Bu insanlar ya delirirler ya da efsane olurlar."

Yer Amerika,1900 lü yıllar.Eski albay William Ludlow üç oğluyla birlikte bir dağ evinde yaşamaktadır.Bu sırada 1. dünya savaşı patlak verir.William Ludlow oğullarının savaşa katlımasına karşı çıkar.Buna rağmen üç kardeş savaşa katılır.Küçük oğul Samuel ise ardında nişanlısı Susannah'ı bırakarak savaşa katılmıştır.Samuel savaştan dönemez.Ortanca abi Tristan(Brad Pitt) ile Samuel in nişanlısı Susannah arasında bir aşk başlar.Ancak büyük abi Alfred de aynı kıza aşık olmuştur.Jim Harrison "Legends Of Fall" adlı romanından uyarlanan 1994 yapımı bu film en iyi görüntü dalında oscar ödülünün sahibi.Brad Pitt ve Anthony Hopkins gibi büyük bir ustayı barındıran bu çarpıcı film izleyenlerin içinde gerçekten buruk bir his bırakıyor.Bir kadının kardeşleri bile nasıl birbirine düşürebileceğinin örneğini sunan filmde özellikle Anthony Hopkins'in oyunculuğu insana şapka çıkarttıracak düzeyde.

\
Yönetmenliğini Kanlı Elmas,Son Samuray gibi filmlerinden de tanıdığımız Edward Zwick in, yaptığı bu duygu yüklü film insanı gerçekten derinden etkiliyor.Mükemmel bir aşk,mükemmel bir savaş,mükemmel bir kovboy filmi izlemek isteyenler kaçırmamalı.Filmin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

tuttum

serversistemci | 04 Kasım 2008 09:50 | 16 yorum var

ISSIZ ADAM

ISSIZ ADAM
ISSIZ ADAM
ISSIZ ADAM
ISSIZ ADAM
Çağan Irmak yapımı film, 30 yaşlardaki Alper adındaki gencin aşçılıktan anlayan, eğlenceyi ve kadınlarla günübirlik ilişkileri seven biriyken, 20'li yaşlarının sonlarında kendi yaşam tarzının tam tersi olan bir kıza aşık olmasıyla başlar. Aşk ve özgürlük konusunda seçim yapmakta zorlanan Alper'in hikayesi, aslında modern yaşamın yalnızlaştırdığı insanları ve aşkı anlatıyor.

Dram ve romantik karışımı filmin, yönetmenliği gibi senaryosu da Çağan Irmak'a ait. Mustafa hakkinda hersey, Babam ve Oğlum gibi eserleriyle çoğumuzu etkisi altında bırakan yönetmen, yine güzel bir film sunuyor. Filmin görüntü yönetmeni, üç maymun filminin de görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

tuttum

absynthe | 06 Ekim 2008 10:17 | 2 yorum var

Chocolat (2000)

Johnny Depp ve Juliette Binoche
Johnny Depp ve Juliette Binoche

Çikolata, 2000 yapımı, hikayesi 1959 kışında Fransa'nın küçük bir kasabasında geçen sıcak bir film. Küçük kızı Anouk ile Avrupa'da kasabadan kasabaya dolaşan Vianne, hayatını çikolata yapıp satarak geçirmektedir. Fakat alışılmadık hayat tarzı, onun geleneksel ve tutucu bir yaşam süren kasaba halkıyla tatsızlıklar yaşamasına sebep olacak, sonunda hem bu küçük kasaba Vianne'e, hem de Vianne kasabaya çok şeyler öğretecektir.

Etiketler: , , , , , , , , , ,

tuttum

agurbuz | 18 Temmuz 2008 15:28 | 0 yorum var

Aşkın Bilimi - Nasıl ve Neden Aşık Oluruz?

Ng-Belgesel
Ng-Belgesel
Bilim adamları üşenmemiş 'aşk'ı da araştıralım demişler. İlk başta garip gelsede seyrettikçe ilginiz artıyor diyebilirim. Aşık olan insanın vücudunda gözlemlenen değişimler, nasıl aşık oluruz (adım adım canlandırma ve insan vücudundaki olaylar), aşkın gücü ve aşkın ölümü (sönmesi veya bitmesi) gibi konulara ışık tutmaya çalışmışlar.

En can alıcı bölüm ise denekler ile yapılan testler ve araştırmalar. Bazı ortam ve durumlarda ve kavga ile başlayan aşkların fazla uzun sürmediğini bilmekteyiz. Bununla ilgili güzel bir sallanan köprü testi bulunmakta.

Bir diğer test ise belli konularda konuşmaları istenen iki deneğin (bir bayan - bir erkek) aşık olan çiftlerde gözlemlenen vücut değişimlerini gösteriyor ve aşık çiftler gibi yakınlık (güven) hissi duyuyor olması.

Etiketler: , , , , , , , , ,

tuttum

Culture Orange | 14 Temmuz 2008 14:24 | 4 yorum var

Yetişkin Deneyimleri Üzerine Eğlenceli Bir Film

\

Batının garip filmlerinden birisi daha. Ahlak kurallarını genişleten batılıların filmlerinde bunu fazlasıyla görmek mümkün. Yetişkinlerin ve gençlerin özel hayat deneyimleri üzerine eğlenceli bir komedi. 2007 Uluslararası Toronto Film Festivalinde hakkında çok konuşulan bir film.
Young People F---ing adıyla çıkan film de 5 farklı çiftin hayat öyküleri anlatılıyor. Film hakkında ülkemizde neredeyse hiç bir sinema eleştirmeninin tek kelime etmemesi ilginç.
\

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

tuttum

farumbey | 22 Nisan 2008 09:35 | 3 yorum var

Aşk mı dediniz, işte aşk: 'Love Actually (Aşk Her Yerde) '

love actually
love actually
love actually buram buram aşk kokan, romantik yönü ağır basan romantik/komedi tarzı, toplumun değişik kesimlerinde birden çok aşkı anlatan mükemmel bir film. Filim, Türkçe çevirisi olan 'Aşk Her Yerde' ismiyle ülkemizde de vizyona girmişti. Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini Richard Curtis üstleniyor , hatırlayacağınız üzre Richard Curtis, Bridget Jones'ın Günlüğü, Nothing Hill gibi filmlerin de senaristliğini yapmış başarılı bir senaristtir.

'love actually' senaristliğinin yanısıra oyuncu kadrosuyla da dikkat çekiyor, kimler yokki 'love actually'de : Hugh Grant (İngiltere Başbakanı), Liam Neeson (Daniel), Colin Firth (Jamie), Laura Linney (Sarah), Emma Thompson(Karen), Alan Richman (Harry), Keira Knightley (Juliet) ve Rowan Atkinson (Rufus). Bilmiyorum başka birşey dememe gerek var mı :) ne dersiniz sadece bu oyuncu kadrosu içi bile izlenmeye değmez mi ?

Etiketler: , , , , , , , ,

tuttum

emsvizyon | 19 Nisan 2008 14:44 | 3 yorum var

Polizei (1988)

\
şerif gören imzalı unutulmaz bir türk filmi daha, POLIZEI. başrollerini rahmetli kemal sunal ve alman oyuncu (?) babett jutte'nin oynadığı film almanya'da, berlin'de geçiyor...
almanya'da temizlik görevlisi olarak çalışan ali ekber'in kültüründen kopmayışı, buna karşılık alman toplumuna da dejenere olmadan entegre olmaya çalışmasını sergileyen bir film. ali ekber işlerinden arta kalan zamanlarda ikinci iş olarak yerel bir tiyatroda da temizlikçilik vs yapmaktadır ancak gönlü sahneden bir rol kapabilmektedir. yine bulunduğu semtteki alman bir bar maidden de hoşlanan ali ekber onu etkilemeyi çok istemektedir,
işte film orada başlar :)

filmin unutulmaz anlarından olan; alman polisin aliekber'in arabasını çizgi hizasına çektirdiği sahneyi de içeren ufak bir parça:

Etiketler: , , , , , , , , ,

tuttum

nevdalist | 15 Nisan 2008 16:29 | 10 yorum var

Zeki Demirkubuz sineması

\

3. sayfa hikâyelerini sever misiniz, bilmiyorum. Okurken yok artık dediğiniz, bu kadarı da haksızlık diyerek isyan ettiğiniz zamanlar olur mu? Cevabınız evetse doğru yazıdasınız. Çünkü Zeki Demirkubuz sineması herşeyden önce 3. sayfa hikâyelerii anlatır. Hep bir kaybeden, hep hayatın sillesini yemiş, arabeks bir yön vardır. Bu yüzden ya sevilir ya nefret edilir. Bunun ortası yoktur. Cevabınız hayırsa devamını okumadan sizi başka bir yazıya alayım.

Isparta'da 1964 yılında doğan Demirkubuz; İletişim Fakültesi mezunudur. Aslında gazetecidir. Ama nedense bu alana hiç bulaşmaz. Onun yerine Zeki Ökten'in asistanlığını yapmaya başlar. Yıllar süren bu asistanlıktan sonra senaryolarını yazmaya başlar. Bütün filmlerinin senaryosu kendine aittir. Bir çoğunun senaryosunu çok önceden yazmış, gün ışığına çıkacağı günleri beklemektedir. Cebinde daha birçok kelimsei var. Zaman geldikçe onları da ortaya çıkaracaktır. Onu sevenler bilirler Demirkubuz bir kesimi, dönemi anlatır. Onun hikayelerinin kahramanları tutunamayanlardandır. Kendini tutunamayan sananlar değil, hakkaten tutunamayanlardır.

Etiketler: , , , , , , , , , ,

arama

etiket menüsü

bu site

Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır.