Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan bildirgec.org'da: "microsoft'tan teknoloji meraklılarına sosyal ağ"

sinepil.org

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

Etiket:

 
tuttum

gungorayca | 25 Ağustos 2008 11:52 | 3 yorum var

John Malkovich

1
1
9 Aralık 1953 doğumlu aktör, yönetmen ve yapımcı; John Gavin Malkovich Illınois, Amerika doğumlu. Babası yayıncı, annesi ise yerel bir gazetenin yazarı. Hırvat asıllı bir ailenin çocuğu. Lise'de atletizmle uğraştı. Illinois Üniversitesinden Doğu Illinois Üniversitesine tranfer olduğunda sadece bir dönem çevre bilimiyle ilgilendi. Daha sonraları tiyatro ile ilgilenmeye başladı.
2
2

1976 yılında Steppenwolf Theatre Company'nin bir üyesi oldu. 1983 yılında New York'a taşındı ve "True West" adlı oyunda yer aldı. 1984'de Dustin Hoffman ile Broadway'de "Death of a Salesman" adlı oyunda oynadı. Bu oyun bir televizyon filmi olarak çekildikten sonra aktör filmdeki rolüyle Emmy Ödülü kazandı. Aynı yıl ilk filmi "Places in the Heart" ile en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Akademi ödülüne aday gösterildi. 1994 yılında, "In the Line Of Fire" filmiyle, aynı kategoride Akademi Ödülüne aday gösterildi.

3
3

"Being John Malkovich" filminde, Charlie Kaufman'ın yazdığı senaryoda, biraz değişiklikle kendisini canlandırdı.

Kişisel görüşüm; sıradan karakterlere alışık olmadığımız bir tarz katarak, onları farklı yerlere taşıyan sıradışı bir sanatçı.

10 yıl kadar Fransa'nın güneyinde yaşadı ve burada bir tiyatroda çalıştı.

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

tuttum

screamofthebutterfly | 30 Temmuz 2008 11:47 | 16 yorum var

Kafasına Göre Takılan "Adam" Sandler

He is a NewYorker
He is a NewYorker

Sayısız komedi filmine yapımcı ve oyuncu olarak imza atmış hemen hemen tüm dünyada 80 ve sonrası kuşakları komedi filmi diyince aklına ilk gelen isimlerden biride Adam Sandler'dir. Kendisini çokta özen göstermeden takip edenlerin sayısı oldukça fazladır. Hiçbir zaman seyirciyle arayı açmaz verimli bir insan olduğu ve bu verimliliği ekonomik olarak çoğu önemli aktörlerden daha zengin oluyuşla da pekiştirmiş insandır. Tabi bunda en büyük pay kendisinin aynı zamanda bir yapım şirketinin olmasıdır. Bu şirket Sandler'ın yazdığı iki filmin isimlerinden oluşur. Happy Gilmore (1996) ve Billy Madison (1995) = Happy Madison Size bu şirketin çektiği filmlerinden bir kaçını söyleyince zaten onu biraz tanısanız bu filmleri yadırgamazsınız. The Hot Chick (2002) ve Deuce Bigalow: European Gigolo başrolünde neredeyse Adam Sandler'in bütün filmlerinde bir şekilde sahnede boy gösteren Rob Schneider'in oynadığı filmlerdir.
\

Bunlar klişe komediler olsa da bunlara kötü film demek bence yanlış olur. Adam Sandler bence Sinemanın en güzel abur cubur filmlerini yapan adamdır.
Kendisi 1966 yılında Brooklyn/Newyork doğumludur. Jerry Seinfeld'e benzer bir kariyer başlangıcı yapan Sandler Stand up showlarda baş gösterir. Biraz abartılmış olabilir ama şarkıcı olarakta ulaştığı başarılar en azından Amerikada hiçte kolay olmayacak başarılardır. Funny happy Birthday Song ile büyük bir başarı sağlar diğer şarkılarını dinlemek için buraya tıklamanız yeterli. Birde arkadaş ortamlarında dinlediğimiz "Sesame Street On Marijuana" şarkısı iyi bir geyik şarkıdır. Amerikada artık bir efsane olmuş olan Saturday Night Live Show'un akıl takımı içinde yer alır ve bazı parodilerinde kendini oyuncu olarakta gösterir. Bence Komedi oyuncusu olmak için yeterli birikimi yapmış birisidir.

Onun oynadığı filmlerin çoğu komedidir; fakat kariyerinde komedinin dışına çıktığı ve gerçek oyunculuğunu gösterdiği 3 filmi vardır. bunlar Spangilish, Punch Drunk-Love ve Reing Over Me filmleridir. Özellikle (PTA)Paul Thomas Anderson'un yönettiği Punch Drunk-Love filminde Altın küreye en iyi erkek oyuncu dalında aday gösterilir. En son There will be blood filminde Daniel Day-Levis'in en iyi erkek oyuncu oscarını aldığı düşünürsek PTA'nın oyuncusunu filmine ne kadar güzel adapte ettiğinide söylemeden geçemem.

\

Punch Drunk-Love filmi şaşırtıcı bir filmdir. Adam Filmde kendisine ait olan klışe tarzı kullanmaz. PTA filmlerinde seyirciye oyuncu ne hissediyorsa hissettirmeye çalışır. İzleyici eğer karakter sıkılıyorsa kendini sıkıntı içinde bulur, bekleyiş her iki taraf için aynı anda geçerlidir. Şuan hala çözemediğim çok gizli bir Ajitasyon hissettirir. Adam Sandler olaya bu taraftan bakıldığında kusursuz bir oyunculuk sergiler, bence mükemmeli oynamıştır.7.4lük imdb puan az bile dedirtir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

tuttum

screamofthebutterfly | 29 Temmuz 2008 11:46 | 9 yorum var

Charles Spencer Chaplin = Şarlo

Charles Chaplin
Charles Chaplin

Chaplin,o eski ama adını hala yaşatabilen,dünyanın neresinde olursanız olun eğer çocuksanız sürekli izleyebileceğiniz biri. Çoğunuzun ilgisini çekmediğinin farkındayım bu yazının ama değinmek istediğim konu bence önemli.
Evvela Charles Chaplin Amerikada bağımsız sinemacıları kurdu. Böylece Sinema isterse bir patron güdümünden çıkıp, bir sanatçı(yönetmen) güdümüne girebileceğini gösterdi. Bunu açmak gerekirse
bağımsız sinema: Ekonomik yada psikolojik olarak bir kurum,kuruluş ya da kişiye bağlı olmadan,yönetmen insiyatifinde çekilen filmlerdir, aklıma ilk gelen film Koş Lola Koş.Bağımlı sinemaya en güzel örnek ise Rocky ve Rambo filmleridir.propaganda içerir.
"O bir "Türk" Dostu. Özellikle Albert Einstein ile dostluğu sırasında Türkiye de yayınlanacak bir radyo programında konuk Chaplindir.(Einstein'in İnönüye yazdığı mektup.)
Chaplin solda,Einstein sağda
Chaplin solda,Einstein sağda

Kısaca Şöyle der "spikerin ‘Dostlarımıza ne anlatacaksınız? sorusu üzerine, tüm dinleyicileri şaşırtacak konuşmasına başlar: Onlara bir hikaye anlatmak istiyorum. Bütün ömrümde işittiğim hikayelerin en güzeli ve en hoşu. Bu bir Nasrettin Hoca hikayesidir’!!!.."
Hatta bu röportajı yapan gazeteci Ahmet Emin Yalman ise Türkiye'ye döndüğünde gazetesinin kapandığını görür; çünkü Chaplin anlattığı fıkrada "Eşeğe mi inanacaksınız,insana mı? sorusunu sormuştur. Burada eşek olarak kastedilen "Hitler"dir ve Nazi baskısı gazeteyi kapatır.

Kendisi yahudi olmakla itham edilir;ama değildir.The Golden Rush (Altına Hücum) filmindeki sahnelerinin Kominist propagandası olduğu idda edilir ve hiç bir zaman Amerikan vatandaşı olmak istemediği için sınır dışı edilir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

tuttum

gungorayca | 23 Temmuz 2008 14:00 | 6 yorum var

Robert Downey Jr.

robert downey jr
robert downey jr

Gerçek adı Robert John Downey Jr. Olan Amerikalı aktör ve müzisyen, 4 Nisan 1965, New York doğumludur. Underground film yapımcılarından Robert Downey Sr.’nin oğludur.

İlk olarak 5 yaşında babasının Pound adlı filminde kamera karşısındaydı. 1975’de, 20 yaşındayken Saturday Night Live’a katıldı. Bir sezon devam etti. Hollywood’a taşındı. 1987’de James Toback’ın The Pick-up Artist’inde Molly Ringwald ile oynadı. Aynı yıl Julian Wells ile Less Than Zero’da rol aldı. 1992’de Sir Richard Attenborough’un Chaplin adlı filminde Charlie Chaplin’i oynadı. Bu filmdeki performansıyla Oscar'da En İyi Aktör adayları arasındaydı. 2000 yılında komedi dizisi Ally Mcbeal’de, Ally’nin sevgilisi rolünde konuk oyuncu olarak katıldı. Dizideki performansı ile komedi serisi kategorisinde, en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü Golden Globe’da kazandı. Ally McBeal dizi müziklerinde çeşitli şarkıcılarla düetleri ve solo şarkıları bulunmaktadır. En iyi hatırlayabileceğimiz Sting ile Every Breathe You Take adlı şarkıdaki düet olacaktır.

\

Etiketler: , , , , , , , , , ,

tuttum

screamofthebutterfly | 23 Temmuz 2008 11:54 | 7 yorum var

Kariyerine dikkat edilmesi gerekenler 1: Ryan Reynolds

\

Ryan Rodney Reynolds
Doğum Günü : 23-10-1976

Bazı oyuncular vardır yetenekleri ya da yüzlerine çok fazla dikkat etmezsiniz ama işini düzgün yaptığı için bir teşekkürü hak ederler sizden. Onun oynadığı rol aklınızda kalır; ama kim olduğu umurunuzda değildir, 5 yıl sonra karşınıza harika bir filmle çıkar, başrol oynamaya başlar ve herkesin ilgisi bir anda ona çevrilir, çok büyüklerle kıyaslanır ve yavaş yavaş onlardan biri olur. Kariyerinin zirvesine ulaşır. Çok fazla belaya bulaşmazsa, özel hayatında çok büyük hatalar yapmazsa, örneğin kokain ile yakalanmak gibi, o zaman kimse onu yerinden indiremez, Bradd Pitt bu kıyasa uygun düşer Herkes bir "Fight Club" daha bekliyor olsa da o "Babel" ile işini yürütüyor, yorgun rollere, pasif kahramanlara kendini hazırlıyor. Belki eski ilahlardan olmayacak ama yinede kimse ona "sen bittin" diyemeyecek,
İşte Ryan Reynolds'ın kariyerinin tamda bu aşamasında olduğuna inanıyorum, İleride belki bir süper kahramanı oynayacak ve biz ona ben bu adamı "Just Friends" filmden hatırlıyorum kendisi tombul bir şişkoyu oynuyordu diyeceğiz. Zaten biraz biraz ilk bahsettiğim rollerde oynamaya başladı Blade: Trinity (2004)deki Hannibal King karakteri buna örnek olarak gösterilebilir, ayrıca 2009 yılında "X-Men Origins: Wolverine" filminde Wade Wilson / Deadpool rollerini canlandıracak. Yani Gümbür gümbür ilerliyor yaşıda müsait bir ara yıldızı parlayan yok yeni Brad Pitt bu dedirten Jude Law'dan daha etkili bir ilerleme seziyorum, onun gibi verimsizleşmedi çünkü.
Kendine has bir oyunculuk tekniği olan bir oyuncu "Chaos Theory"deki Frank Allen karakteri ile döktüren özellikle kromozom testi sonuçlarını doktordan dinlediği sahnedeki tepkileri oyunculuğunun derinliğini göstermesi açısından harika bir sahne, kusursuz rahatlık sunuyor size.

\

Kendini çok kolay değiştirebiliyor "The Amityville Horror" filmindeki kötü adam benzeri oyunculukları ile sönük filmlerde bile onun rolünü yine biraz parlıyor.
Bir solukluk filmler vardır hani onları DVD ve televizyonda izlemeye bayılırız, işte öyle rolleri çok oynamış ve bu filmleri öyle iyi seçmiş ki ileride “bay mükemmelleri” oynadığında kimse geçmişten bir çamur atarak onu rahatsız edemeyecek. Belki abartı olabilir ama “Just Friends” ile Eddie Murphy’e bile meydan okuyabilecek seviyede oyunculuk göstermiş.
Onun izlediğim filmlerindeki rollerden biraz bahsedersem sanırım beni anlarsınız. çünkü karşınıza sürekli farklı bir tip olarak çıkacak ve üst üste 3 filmini bile izleseniz (ben izledim) aynı adam olduğunu anlamayacağınız değişiklikler yapıyor ve sizi sıkmadan filmlerini izletiyor.
Karizmatik rollerinin en etkilisi ve dramatik olanı Smokin' Aces (2006) (Tehlikeli As’lar.) Richard Messner” filmdeki seyirciyle Ajitasyon kurabilen tek karakterdi, bu harika filmin, en harika oyuncusu oydu, güvenebileceğiniz bir polis arıyorsanız o benim dedi. Filmdeki kargaşa ve aksiyon onun yüzündeki gerilimle veriliyor işlerin ters gideceğini ifadesiyle çok iyi bir şekilde açıklıyordu.
Foolproof 2003 (Kusursuz),şimdiye kadar izlediğiniz en güzel banka filmi olabilir, üstelik adam mükemmel banka soyguncusu size bir sigortacı kimliğiyle sunar. Sinsi bir zekâ ve “aslında böyle oldu finallerinin” filminde bay muhteşem kendini gösterir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

tuttum

gungorayca | 22 Temmuz 2008 17:35 | 2 yorum var

Robin Williams

Gerçek adı Robin McLaurim Williams olan aktör, 21 Temmuz 1952, Chicago, Illinois doğumludur.

Robin Williams
Robin Williams

Aktör, Julliard’da tiyatro okumaya başlamadan önce kısa bir süre siyasal bilimler okudu.

Mezun olduktan sonra klüplerde sahne aldı. Klüplerde sahne alarak keşfedildiğini söyleyebiliriz. 1974’de televizyon dizisi “Happy Days” de Mork ile ilk rolünü aldı. Mork karakteri 1978’de aktöre Mork&Mindy adlı televizyon dizisini getirdi. Seri 1982’ye kadar sürdü.

Etiketler: , , , , , , , , ,

tuttum

gungorayca | 21 Temmuz 2008 14:17 | 4 yorum var

Anthony Hopkins

\

Gerçek adı, Phillip Anthony Hopkins olan oyuncu, 31.12.1937 Port Talbot, Galler doğumludur.
Richard Burton'ın etkisiyle Drama ve Müzik okumaya karar verdi, 1957'de mezun oldu. 1965'te Londra'ya taşındı. Hopkins'in yeteneğini gören Laurence Olivier tarafından Ulusal Tiyatroya davet edildi. 1967 yılında ilk filmi olan "A Flea in Her Ear" da oynadı.
Bu filmden itibaren televizyon ve sinemada başarılı bir kariyer başladı Hopkins için. 1968'de "A Lion in Winter" Timothy Dalton ile çalıştı. 1977'de "A Bridge Too Far" filminde, James Caan, Gene Hackman, Sean Connery, Michael Caine, Billy Elliott, Laurence Olivier ve Audrey Rose ile çalıştı. 1980'de "The Elephant Man" filminde David Lynch ile çalıştı.
1981’de "Othello" ve 1982'de "The Hunchback of Notre Dame" adlı iki edebiyat uyarlamasıyla yine televizyondaydı.

1993 yılında "Desperate Hours" , 1993 yılında "Howard's End" filmlerinde rol aldı. 1993 yılında "The Remains of the Day" filmi ile Oscar'a aday gösterildi. 1994 yılında "Legends of the Fall" filminde rol aldı. 1995 yılında "Nixon" ile Oscar’a aday gösterildi. 1996 'da "Surviving Picasso" ardından yine 1997'de "Amistad" ile Oscar'a aday gösterildi. 1998'de "The Mask of Zorro" ve "Meet Joe Black" , 1999'da "instinct" filmlerinde rol aldı.

Sinema dünyasının en önemli dergilerinden Empire'ın yayınladığı Tüm Zamanların En İyi 100 Film Yıldızı listesinde yer aldı.
1993 yılında ünlü aktör Sir ünvanını aldı.

Etiketler: , , , , , , ,

tuttum

queennothing | 04 Haziran 2008 10:20 | 9 yorum var

Fikret Kuşkan

\

Halıcıoğlu’nda yaşayan 6 kişilik Kuşkan ailesinin 7. üyesi olarak 22 Nisan 1965 yılında dünyaya gelen Mehmet Fikret Kuşkan, 1 yaşına geldiğinde dört ablasıyla birlikte İstinye’ye taşındı.
Fikret 4 yaşına geldiğinde, babası felç geçirdi ve artık hayatına ‘yatakta’ devam etmek zorunda kaldı.
‘Evin tek erkeği’ olan Fikret, ortaokul yıllarında bunu babasının ölümüyle fark eder ve okulu bırakıp çalışmaya başlar. 13 yaşında marangozculuk yaparak iş hayatına atılan Fikret, ‘diğer babası’ olarak gördüğü tarih öğretmeninin daveti üzerine Tokat’a gitmeye karar verdi. Henüz 13 yaşındayken kendi hayatıyla birlikte ailesinin de sorumluluğunu almaya çalışan Fikret, okumak için gittiği Tokat’ta ‘şehirli’ muamelesi gördü. İstanbul’dan sonra Tokat – Almus’a ayak uydurmak Fikret’i zorladı; nihayet başaran Fikret, 3 yılın sonunda tekrar İstanbul’a, ailesinin yanına döndü.
Kuşkan ailesi, maddi durumları gereği İstinye’den tekrar Halıcıoğlu’na taşınmak zorunda kalır. Dört ablası ve annesiyle yaşayan Fikret, Hasköy Lisesi’ne yazılır. Okulun yanı sıra ailesine destek amaçlı çeşitli işlerde çalışan Fikret, sokak kültürüyle büyüdü. Sokak insanları, sokak kedileri ve yılarca hayatın içinden manzaraları izlemek yerine bizzat yaşayan Fikret, bunun olumlu ve olumsuz getirilerini yıllar sonra tek başına yaşadığı çatı katında görecekti.
Fikret, 16 yaşındaydı hayatında bir kez bile tiyatroya gitmemişti. Lise edebiyat öğretmeni bir gün Fikret’i tiyatroya davet etti ve Fikret’in ‘oyunculuk aşkı’ gittiği tiyatro sayesinde başlamış oldu.
Liseyi bitiren Fikret, okul arkadaşlarıyla birlikte Sirkeci’de bir fotoğraf stüdyosu açmaya karar verir.
Fikret liseyi bitirmiştir ama aslında başarılı bir öğrenci değildi. Okul ve dersler ona hep uzak gelmişti.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

tuttum

queennothing | 22 Mayıs 2008 16:17 | 16 yorum var

Edward Norton

\

Edward James Norton, 18 Ağustos 1969 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Massachusetts Eyaleti’nin başkenti olan Boston’da dünyaya geldi.Daha sonra James ve Molly adlarında iki kardeşi olur. Avukat babası Edward Norton Sr. ve öğretmen annesi Robin Norton ile birlikte Kolombiya’da yaşayan Norton, henüz 5 yaşındayken dadısı Betsy True ile bir müzikale gider. “Cinderella”dan çok etkilenen Norton, oyunculuk hayalleri kurmaya başladı.
Maryland’de bulunan Columbia School for Theatrical Arts’da oyunculuk eğitimi almaya başlayan Norton, 8 yaşındayken “Annie Get Your Gun” müzikalinde oynayarak oyunculuk serüvenini başlattı. Okulu bitince liseyi de yine Maryland’deki "Wilde Lake High School"da okudu.
1991 yılında ünlü "Yale Üniversitesi"nin “astronomi” bölümünü kazandığında kararsızlık yaşadı ve en sonunda “tarih” bölümünü bitirdi. Tiyatro aşkı Yale’de de kendini gösterdi ve Yale’de tiyatroyla ilgili bir çok şey öğrendi. Bunun yanı sıra Yale’de Japonca da öğrenen Edward, sonraları büyükbabasının Osaka’daki “The Enterprise Foundation” fabrikasında çalışıp profesyonel olarak Japonca öğrenecekti.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

tuttum

hoodly | 09 Nisan 2008 16:21 | 7 yorum var

Son Jokeri Uğurlarken...

\

Evet son joker aramızdan ayrıldı. Genç yaşında ve tam verimli çağında bizlere veda etti Heath Ledger. Tıpkı geçmişte yitirdiğimiz diğer değerli oyuncular gibi. Gerçekten oynadığı tüm rollerde çok sağlam ve samimi bir oyunculuk performansı sunmuştu bizlere Heath Ledger ve oyunculuğunu her yeni filmde farklı boyutlara taşımasınıda bilmişti. En çok akılda kalan rolü, Brokeback Mountain filminde iki eşcinsel kovboydan birisini oynadığı rol olsa gerek, çünkü bu rolü ona oscar da en iyi erkek oyuncu adaylığını getirmişti. Karşımıza bazen bir şovalye, bazen bir kovboy, bazen Casanova ve şimdi de son filmi olan The Dark Knight ile Batman'ın azılı düşmanı Joker olarak çıkacak. Beyazperde de onu son defa izleyeceğiz. Gönül isterdi ki aramızdan ayrılmasaydı ve yarıda kalan filmi The Imaginarium of Dr. Parnassus ve daha nicelerini de bitirseydi. Son olarak karşımıza kötü bir karakteri canlandırırken çıkacak ama biz onu hep iyi hatırlayacağız.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

arama

etiket menüsü

bu site

Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır.

son yorumlar