Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 22dakika.org'da: "Heroes'dan yeni 2 trailer"

sinepil.org

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

Etiket:

 
tuttum

queennothing | 30 Haziran 2008 17:50 | 2 yorum var

The House on Turk Street / No Good Deed

\

Dashiel Hammett, 1894 yılında ABD’de (St. Mary's County) dünyaya geldi. Polisiye tarzı kitaplar yazan Hammett’in hayatı boyunca yaptığı en verimli iş ‘dedektiflik’ oldu. Çünkü dedektiflik yaparken edindiği deneyimleri yazmasaydı ne 9 başarılı kitabı yazabilirdi; ne de her yıl başarılı bulunan polisiye yazarlarına “Hammett Ödülü” verilirdi.
2002 yılında Hammett’in “The House on Turk Street” adlı romanı New Yorklu yönetmen Bob Rafelson sayesinde sinemaya uyarlandı. Birebir uyarlamaktan ziyade Christopher Canaan ve Steve Barancik’in üzerinde yaptığı birkaç küçük değişimle ilk defa, Rusya’da her yıl düzenlenen Moscow Film Festivali’nde gösterilen film, Türkiye’de de büyük ilgi gördü. İlgi görmesinin nedenlerinden biri elbette ki filmin adı.
\

Türk siyasetiyle, kültürüyle; hatta Türkiye’yle uzaktan yakından alakası olmayan filmde “Türk” teriminin geçmesinin tek nedeni, ‘olayın geçtiği caddenin adı olması’.

Polis dedektifi Jack Friar, hırsızlık biriminde görev yapmaktadır. En büyük aşkı müziktir; çellosuyla müzik festivaline hazırlanmaktadır. Bir akşam, komşusunun ricası üzerine henüz reşit olmamış bir kızı aramaya koyulur ve yolu Türk Caddesi’ne düşer.

\

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

tuttum

menese | 21 Haziran 2008 14:15 | 0 yorum var

Speed Racer

\
Soyadınız 'Yarışçı' olsa, oğlunuza 'Hızlı' adını verir misiniz?.

Eğer bir aile, müthiş bir yarış arabası olan Mach 5' i tasarlayıp yapan bir babadan; babasının ürettiği arabalarla pistlerde yarışırken rahmetli olmuş efsanevi bir ağbiden; yarışçı iki ağbiden etkilenerek bu spor hakkında geniş bilgi sahibi olmuş küçük, şirin ve hazırcevap bir kardeşten ve de dört erkek, üstüne, bir de maymundan oluşan böyle bir güruhu -şikayetsiz- çekip çeviren bir anneden oluşuyorsa, bu ailenin ortanca oğlunun adının Speed, soyadının Racer olmasından daha normal bir şey de olamaz..

\

Etiketler: , , , , , , , , ,

tuttum

menese | 14 Haziran 2008 09:00 | 11 yorum var

The Incredible Hulk (eleştiri)

\
Bilindiği gibi Hulk, kızgınlığını, öfkesini bir seviyeden sonra tutamayıp başkalaşarak, kocaman, saldırgan bir yeşil canavara dönen bir adamın, Bruce Banner' ın trajik hikayesini anlatır.
Bu trajedinin -hatırladığım kadarıyla- felsefesi yapılan ilk filmde, yönetmen Ang Lee' nin 'derin' bakışının bariz etkisi, sanki, kahramanımızın 'basit' hikayesinin önüne geçmiş gibiydi.

"Bir çizgi roman kahramanının böylesi bir derinliğe ne ihtiyacı var?" denebilir belki ama, bu anlayış bana farklı gelmiş ve -genel olarak- filmden olumlu duygularla ayrılmıştım.

The Incredible Hulk ise, yine alabildiğine trajik olsa da -doğrudan- bir süper kahramanın macerasını anlatıyor.
Üstelik, güzel yavuklusunu başka bir adamın yanında gören Bruce' un, -neredeyse- kendisini jiletleyecek halleriyle bizi baş başa bırakarak yüreğimizi dağlayan, hüzünlü bir macera..

\

Etiketler: , , , , , , , , , ,

tuttum

menese | 13 Haziran 2008 14:51 | 3 yorum var

Sınır(da) - Frontier(s)

\
Oysa film ne kadar da etkileyici bir başlangıç yapmıştı..
Karnındaki ceninin ultrason görüntülerine sesiyle eşlik eden genç ama yoksul bir kadının sitem dolu sözlerini işitiriz ilk önce.
Daha sonra da televizyon haber filmlerinin büyütülmüş kadrajlarından mamul, çizgili ve grenli görüntüler üzerine bindirilmiş, belirip, kaybolan isimlerle oluşturulmuş başarılı bir jenerik perdede akmaktadır.
Haber görüntüleri, Fransa' da örneklerine oldukça sık rastladığımız 'varoşlarda isyan' havasındaki sokak gösterilerinden, yani, en son 1 Mayıs' ı idrak etmiş biz İstanbullulara hiç de yabancı gelmeyen, gösterici-polis çatışmalarının genel enstantanelerinden ibarettir.

Hakkında fazlaca bilgim olmasa da bir korku filmi izleyeceğimi biliyordum elbette. Lakin, bu etkili görüntüler, filmle ilgili beklentilerimi ikiye katlamıştı.
Jeneriğin sonunda bu genel ve flu görüntüler aniden kesilip, filme özel, net görüntüler perdeye yansıdığında, şöyle, sosyal ve politik meselelerin de içinden geçtiği, korku ve de gerilimin doruğa ulaştığı bir film izlemeye kendimi hazırlamak üzere, koltuğuma iyice bir yayıldım.

Etiketler: , , , , , , , ,

tuttum

queennothing | 07 Haziran 2008 20:19 | 6 yorum var

Pulp Fiction

\

Film kritikleri, kullanıcı yorumları, anket soruları, Türkiye ve dünyadaki “sinema” anlayışı, Quentin Tarantino ve onun paha biçilmez “Pulp Fiction”ı. İnternetin en büyük film portalı “IMDb” (Internet Movie Database) kullanıcılarının verdiği oylarla 10 üzerinden 9’a yakın duran sinemanın kilometre taşlarından biri “Pulp Fiction”. 1994 yılının ganster Travoltasıyla; Samuel L. Jackson’ın 9 milimetrelik silahıyla, Uma Thurman’ın kısa ve kahküllü saçlarıyla, Bruce Willis’in Bora Boracasıyla, Tarantino’nun yönetmen koltuğunu ‘şifreli taht’a çeviren karışık bir film “Pulp Fiction”.

\

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

tuttum

mturkmen | 07 Haziran 2008 16:14 | 3 yorum var

What Happens In Vegas

\

Başrollerinde sevilen yüzlerden Cameron Diaz ve Ashton Kutcher’ın paylaştığı Tom Vaughan’ın yönettiği film, hayatını istediği gibi yaşayan Jack Fuller (Ashton Kutcher) ile her şeyi harika yapmaya çalışan Joy McNally’nin (Cameron Diaz) yanlışlıkla Vegas’ta otelde aynı odaya rezervasyon yaptırmaları ile başlıyor. Hafta sonunu Vegas’ta kumar oynayarak ve sarhoş olarak geçiren çift Jackpotta 3.000.000 $ olan büyük ikramiyeyi kazanmaları ve sonradan evlilik bağıyla bağlandıklarını hatırlamalarıyla karmaşık hale geliyor.
Mahkemenin ikramiye konusundaki katı kararı sonucunda yeni evli çift, altı ay boyunca evliliklerini yürütmek zorunda kalıyor. Çeşitli çatışmalar sonucunda bu sahte ilişkinin gerçekten de bir evliliğe doğru oturması ile sonuçlanıyor. İzlerken çok zevk alacağınızı iddia ediyorum.
\

Etiketler: , , , , , , ,

tuttum

menese | 06 Haziran 2008 10:07 | 1 yorum var

Öldüren Cazibe (Death Defying Acts)

\
Yer Britanya Edinburgh, yıl 1926.. Dünyaca ünlü illüzyonist Harry Houdini, bir dünya turnesi sırasında Edinburgh' a da uğrar.

Houdini, o sıralar, ününe ün katan ve kendisine 'Master of Escape' unvanını kazandıran: Kelepçe ve zincirlerle bağlı olarak, su altında uzun süre havasız kaldığı halde kurtulma ve de baş aşağı asılı durumdayken, içine hapsolduğu deli gömleğinden çıkma gibi numaralar yapmaktadır.
Ayrıca, turne sırasında bir kente ilk geldiği gün, çevresinde toplanan meraklı ve hayranlarından oluşan kitle önünde, -meşhur olmak için oraya gelmiş- izbandut gibi adamlara, karnına yumruk attırma numarasını da ekleyeyim.

\

Etiketler: , , , , , , , , ,

tuttum

queennothing | 05 Haziran 2008 09:40 | 9 yorum var

Reservoir Dogs (Rezervuar Köpekleri)

\

1963 doğumlu Amerikalı yönetmen Quentin Tarantino, 1987 yılında ilk yönetmenlik denemesi “My Best Friend’s Birthday”den sonra 1992 yılında “Reservoir Dogs” ile sinema dünyasına gerçek anlamda “yeni bir tat” getirdi.
Pulp Fiction”, “Natural Born Killers”, “Death Prof”, “Jackie Brown” gibi sinema dünyasında ‘kült’ olmuş filmlerin arkasındaki başarılı isim Tarantino, kimilerine göre bir “dahi”; kimilerine göre ise “anlamsız filmlerin yönetmeni”.

\

Çeşitli film festivallerinde toplam 6 ödül kazanan “Reservoir Dogs”, ‘90’lı yılların başında amatördüm’ diyen Tarantino’yu izleyicilerin gözünde haksız çıkarıyor.
Joe Cabot, işlerini oğlu Eddie ile birlikte yürüten ünlü bir mafya babasıdır. İsrail’e gidecek fazla miktarda elmasların bulunduğu mağazayı soymak için oğlu Ed’in de bulunduğu 6 kişilik bir ekip oluşturur. Joe’nun en önemli kuralı, işin büyük bir gizlilik içinde gerçekleşmesidir. Bu yüzden ekipteki herkese gerçek isimlerini kullanmayı
\
yasaklar ve onlara birer lakap takar;
Mr. White” (Harvey Keitel), “Mr. Orange” (Tim Roth), “Mr. Pink” (Steve Buscemi), “Mr. Blonde” (Michael Madsen), Quentin Tarantino’nun canlandırdığı “Mr. Brown”. Sadece oğlu Eddie Cabot (Chris Penn) kendi ismini kullanabilecektir.
\

Rezervuar Köpekleri” adlı altı takım elbiseli adamın, büyük bir ‘profesyonellikle’ planladıkları soygun işine, polis baskını engel olur. Bu baskınla, ekipte bir ‘köstebek’; yani polis olduğunu anlarlar. Sığındıkları depoda ‘aralarındaki polisin kim olduğunu’ anlamaya çalışırken yaşanan trajikomik olaylar, vazgeçilmez Tarantino diyalogları ve her anı sürprizli geçen aksiyon sahneleriyle bir “suçlu-polis” filmi.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

tuttum

menese | 30 Mayıs 2008 18:02 | 6 yorum var

Yetimhane (El Orfanato)

\
"Korku Sineması' nda yapılabilecek her türlü teknik ve 'numara' bugüne kadar yapılıp bitirilmiştir. Bundan sonra her yeni korku filmi kendisinden öncekileri bi şekilde tekrarlamak zorundadır."

Bu tespitimi (Aslında genel bir tespit..) belirtmekle, yirminci yüzyıla henüz girerken: “Keşfedilebilecek her şey keşfedilmiştir.” dediği iddia edilen ‘zavallım’ Amerikan Patent Bürosu Başkanı' nı –belki- akla getirmiş olabilirim. Ancak sanırım siz de hak vereceksinizdir ki bu hususta o kadar da yanlış düşünmüyorum.

Bu klişelere boğulmuş filmlere örnek olarak en son, Hollywood çıkışlı The Mist (Öldüren Sis)' i görmüş idim ki özümü bu tür filmlere -neredeyse- tövbe ettirmişti.
İşte şimdi: "Ne varsa Uzak Doğu ya da Avrupa korku filmlerinde var" dedirten bir örnekle, yani 'Yetimhane' ile yeniden umutlandım.

Etiketler: , , , , , , , , ,

tuttum

queennothing | 27 Mayıs 2008 18:25 | 1 yorum var

Beautiful Creatures (Güzel Şeyler)

\

1999 yılında "Touching Evil III" ve 2007 yılında “The Gathering” mini-dizileri başta olmak üzere “The Riverman”, “Daddy’s Girl”, “Dracula” gibi TV filmleriyle tanınan yönetmen Bill Eagles, 2000 yılında senarist Simon Donald’ın yazdığı “Beautiful Creatures” adlı filmini sinema severlerle paylaştı.

Erkek arkadaşı Tony ile şiddetli bir şekilde kavga eden Dorothy, Tony’nin zarar verdiği eşyalarını ve köpeğini alıp evi terk eder. Otobüse binmek üzereyken bir kadının sevgilisi tarafından dayak yediğine şahit olur ve elinden geldiğince müdahale eder. Doroth, yediği darbeyle bayılan Brian’ı Petula’nın da yardımıyla kendi evine taşır. Çok geçmeden iki kadın dost olurlar ve birbirlerine hayatları hakkındaki sırlarını anlatırlar. Ancak ciddi bir sorun vardır; banyoda yatırdıkları Brian, Dorothy’den yediği darbe yüzünden ölmüştür.
Hapse girmek istemeyen Dorothy, Petula ile bir plan yapar; zengin bir gangster olan Brian’ın erkek kardeşine kurulu bir fidye tuzağı.

\

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

1 2 3 Sonraki

arama

etiket menüsü

bu site

Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır.

son yorumlar