Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan torpilli.com'da: "Pilli network ile site hakkında röportaj"

sinepil.org

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

Etiket:

 
tuttum

gorcun | 25 Haziran 2009 09:45 | 8 yorum var

Tim Burton'ın Harikalar Diyarından ilk fotoğraflar

Alice in Wonderland
Alice in Wonderland

Johnny Depp - The Mad Hatter
Johnny Depp - The Mad Hatter
Tim Burton'un yeni filmi Alice in Wonderland (Alice Harikalar Diyarında) filminin çekimleri İngiltere'de sürerken ilk fotoğraflarıda piyasaya çıktı. Oyuncu kadrosunda yönetmenin değişmez oyuncusu, yakın arkadaşı Johnny Depp ve nişanlısı Helena Bonham Carter'ın yanı sıra Anne Hathaway, Michael Sheen, Christopher Lee gibi isimler yer alıyor. Alice rolünde ise Avusturalyalı genç aktris Mia Wasikowska oynuyor. Çok geniş kadrosu olduğu görülen filmin fotoğrafları, Burton'un alışıla gelmiş masalsı atmosferi ve mekan yaratımını üst düzey boyutlarda göreceğimize işaret ediyor. Filmin 5 Mart 2010'da gösterime girmesi planlanıyor. İşte filmin piyasaya sürülen ilk resimleri.

Etiketler: , , , , , , , , , ,

tuttum

gorcun | 09 Haziran 2009 16:16 | 2 yorum var

Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl

Pirates of the Caribbean : The Curse of the Black Pearl
Pirates of the Caribbean : The Curse of the Black Pearl
Jerry Bruckheimer yapımcılığında Gore Verbinski tarafından 2003 yılında çekilen Pirates of the Caribbean : The Curse of the Black Pearl (Karayip Korsanları : Siyah İncinin Laneti) şimdiye kadar yapılmış en eğlenceli korsan filmlerinden biri sayılabilir. Bunda senaryosundan, oyunculuklarına, müziklerinden, çekimlerine kadar tüm unsurların başarılı olması yatıyor.
17.yüzyıl yada ona yakın bir zamanda geçen filmde, tehlikeli korsan Kaptan Barbossa (Geoffrey Rush) ve tayfası, Valinin (Jonathan Pryce) kızı Elizabeth'i (Keira Knightley) kaçırırlar. Özgürlük düşkünü bağımsız korsan Jack Sparrow (Johnny Depp) ve Elizabeth'in çocukluk arkadaşı Will Turner (Orlando Bloom) birlik olup korsanların peşine düşerler.
Will'in amacı gizli aşkı Elizabeth'i korsanların elinden kurtarmak olsada Jack'in daha farklı amaçları vardır. Uzun zaman önce Kaptan Barbossa tarafından ihanete uğrayan, gemisi Kara İnci elinden alınan Jack, Barbossa'dan intikamını almak ve Kara İnci'yi ele geçirmek istemektedir.
Pirates of the Caribbean : The Curse of the Black Pearl
Pirates of the Caribbean : The Curse of the Black Pearl

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

tuttum

gorcun | 17 Nisan 2009 12:01 | 0 yorum var

Vampirde olsa insan insandır! : ''Interview with the Vampire (Vampirle Görüşme)''

Interview With The Vampire
Interview With The Vampire
Interview with the Vampire, Anne Rice'nin aynı adlı romanından uyarlanan 1994 yapımı film Neil Jordan tarafından yönetilmiş. Film bir vampir filmi olmasına rağmen korku ya da gerilim filmi değil. Dram hikayesi olarak görülebilir. Farklı bir vampir hikayesiyle karşımıza çıkan filmde Hollywood'un ünlü yıldızları boy gösteriyor .
Louis rolünde Brad Pitt, Lestat rolünde Tom Cruise, gazeteci Danie rolünde Christian Slater, Armand rolünde Antonio Banderas ve küçük kız Claudia rolünde ise 12 yaşındaki Kirsten Dunst filmin yıldız oyuncularından sayılabilir.
Interview With The Vampire
Interview With The Vampire

Filmin hikayesi buradan itibaren izlemeyenler için spoiler içerebilir . Film bir vampir olan Lestat'ın (Tom Cruise) 18.yüzyılda soylu bir insan olarak yaşayan Louis (Brad Pitt)'i ısırırak vampir yapması hikayesiyle başlar. Günümüzde bu hikayeyi gazeteciye (Christian Slater) anlatan ve inandıran Louis hikayesini sonuna kadar anlatmaya karar verir.
Hikaye ilerledikçe Louis'in vampir olduktan sonra insancıl duygularını kaybetmediğini ve temel besin ihtiyacı olan kanı insanlara zarar vermemek için en zor yollardan yapmaya çalıştığını öğreniriz. Sıçan, fare, köpek gibi hayvanların kanlarıyla idare etmeye çalışan Louis bir yandan kendini bu hale getiren Lestat'e isyan ederken bir yandan doğasıyla baş etmeye çalışır. Ama bu duruma daha fazla dayanamayıp küçük bir kızı (Kirsten Dunst) ısıran Louis kızın aralarına katılmasıyla doğasıyla savaşmaktan vazgeçip küçük kızı yeni yaşama umudu olarak görmeye başlar.
Kirsten Dunst
Kirsten Dunst
Ama Lestat yine aralarına girip olaya yeni boyutlar katmaya kararlıdır. Film dünyaca ünlü Hollywood yıldızlarından oluşmasına rağmen bir gişe filmi değildir. İnsancıl, dramatik, farklı bir vampir filmi olarak başarılı bir yapımdır. Oyuncular rollerinde başarılı performanslar göstermişlerdir. Lestat rolünde Johnny Depp'e teklif götürülmüş ama bu gerçekleşmemiştir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

tuttum

mnc | 30 Ocak 2009 09:52 | 4 yorum var

Fear And Loathing in Las Vegas

Tam bir anlam karmaşası film olan Fear And Loathing in Las Vegas (artık Falilv diyeceğim) ya da Türkçe ismi ile Las Vegas'ta Korku ve Nefret kesinlikle ilginç ve bilindik filmlerin dışında bir film.

\

Bir Terry Gilliam filmi olan Falilv'in başrollerini ise Johnny Depp (Raoul Duke) ve Benicio Del Toro(Dr. Gonzo) paylaşıyorlar, aslında film için Marlon Brando ve Jack Nicholson düşünülmüş ama yaşlı oldukları için yer alamamışlar. 60'lar sonrasını anlatan filmin konusu işe şöyle, Raoul, Las Vegas'a portekizli bir fotoğrafçıdan yarışlar ile ilgili haber ve fotoğraf almak için avukatı ile yola çıkmış olan bir gazetecidir, ancak Raoul uyuşturucu müptelasıdır ve avukatının da kendisinden farkı yoktur, üstelik arabalarının bagajları ise 7'den 70'e çeşit çeşit uyuşturucu doludur, macera boyunca yaşadıkları her olay aldıkları uyuşturucunun etkisiyle kabus gibidirler ve sürekli sanrılarına göre hareket ederler.
\

Takip edildiklerini, zannederler, yoldan adıkları otostopçuya kendilerini normal gibi göstermeye çalışırlar, ancak yeterince korkutuculardır zaten.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

tuttum

13thMonkey | 29 Ocak 2009 15:13 | 8 yorum var

Public Enemies (2009)

\

2009'un en çok merak edilen,heyecanla beklenen ve olay yaratacak filmlerinden biri belki de en önemlisi Public Enemies. Yönetmen koltuğunda Heat gibi bir suç başyapıtına imza atmış ve künyesinde The Last of the Mohicans, The Insider, Ali, Collateral ve en son Miami Vice gibi filmler olan Michael Mann, başrollerde ise Johnny Depp ve Christian Bale.

Bryan Burrough’un henüz Türkiye'de de yayınlanmamış Public Enemies: America's Greatest Crime Wave and the Birth of the FBI, 1933-43 kitabından uyarlanan ve 1930'lardaki Büyük Bunalım döneminde geçen filmde FBI ajanı Melvin Purvis(Christian Bale)'in o zamanın ünlü suçluları John Dillinger(Johnny Depp) ve çetesini durdurmaya çalışması anlatıliyor.


\

Public Enemies'in Heat (Büyük Hesaplaşma) ile pek çok ortak yönü var fakat bu filmde polisler ve soyguncular üzerine tamamen farklı bir bakış açısı bulunuyor. Bunun yanısıra filmin geçtiği mekan 1990'ların Los Angeles'ı değil 1930'ların Chicago'su ayrıca başrolde Robert De Niro ve Al Pacino yerine Johnny Depp ve Christian Bale var.


Tarihi gerçeklere dayanan bu hikayenin ilk olarak dizi olması düşünülmüş fakat yapımcılığını Robert de Niro'nun üstleneceği proje bütçe endişeleri ve düzgün bir senaryo yazılamaması üzerine iptal edilmiş. Daha sonra Michael Mann'ın ilgisini çeken proje film aşamasına getirilmiş.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

tuttum

13thMonkey | 14 Ocak 2009 10:35 | 4 yorum var

The Imaginarium of Doctor Parnassus

Filmin setinden bir sahne
Film setinden bir sahne
\

.. geçtiğimiz sene kaybettiğimiz ve "The Dark Knight"taki Joker performansıyla hepimizi kendine hayran bırakan Heath Ledger'ın 'son' filmi.

Konusuna kısaca değinirsek:Günümüzde geçen öyküde, gezgin bir tiyatro grubunun lideri olan 1000 yaşındaki Doctor Parnassus,şeytanla yaptığı anlaşma sayesinde seyircilerine sihirli bir ayna aracılığıyla gerçeğin ötesine gitme fırsatını vermektedir. Ama artık şeytan bu anlaşmadan kendisinin de faydalanma vakti geldiğini düşünüyordur.

Heath Ledger filmin çekimlerini tamamlayamadığı için canlandırdığı Tony karakterini Jude Law, Johnny Depp, ve Colin Farrell devraldı. Bu isimler Tony'nin aynayı her geçişindeki farklı yansımalarına hayat verecekler. Ayrıca üç ünlü oyuncu da flimden para almayı reddedip, bunun yerine paranın Heath Ledger'ın kızı Matilda'ya verilmesini istemişler.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

tuttum

queennothing | 23 Aralık 2008 13:50 | 4 yorum var

Corpse Bride

\

Aşk, fedakarlık, masumiyet, sevgi, ölüm ve ölümsüzlük, Victoria Dönemi'nden eşsiz piyano notalarıyla günümüze kadar; hem de 'animasyon' olarak sunuluyor. Arkasındaki isimler Mike Johnson ve tabi ki Tim Burton.
Carlos Grangel ve Burton’ın ortak yarattığı karakterlerle bütünleşen John August, Caroline Thompson ve Pamela Pettler’in senaryosu, başarılı ‘cast’ (cast, ‘oyuncuyla rolün tamamen bütünleşebilmesi’ anlamında) seçimiyle 2005 yılında vizyona giren animasyon filmi “Corpse Bride”, 2006 yılında gerçekleşen Oscar Ödül Töreni’nde ‘yılın en iyi animasyon filmi’ dalında Oscar adayı oldu. (Oscar’ı kazanan film “Wallace & Gromit in The Curse of the Were-Rabbit” oldu.)

\

Aileleri tarafından evlenmeleri kararlaştırılan masum ve iyi niyetli Victoria ile özgüven problemleri olan saf Victor, tanıştıktan sonra birbirlerinden etkilenirler.
Aileler düğün hazırlıklarına başlayınca Victor da ‘evlilik yemini konuşması’ için kendini hazırlamaktadır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

tuttum

queennothing | 28 Kasım 2008 09:52 | 0 yorum var

Charlie and the Chocolate Factory (Charlie’nin Çikolata Fabrikası)

\

Dünyanın en güzel çikolataları, ‘Wonka Fabrikası’nda üretilir.”

Roald Dahl, 1964 yılında yazdığı "Charlie and the Chocolate Factory" adlı kitabında, işte tam olarak bunu söylüyor.

1990 yılında yaşamını yitiren yazar Roald Dahl'ın çocuklar için yazdığı “Charlie and the Chocolate Factory” adlı kitabı, ilk olarak 1971 yılında Mel Stuart ("Running on the Sun: The Badwater 135", "Four Days In November" vs.) tarafından “Willy Wonka and the Chocolate Factory” adıyla sinemaya uyarlanmıştı.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

tuttum

queennothing | 21 Ekim 2008 11:40 | 4 yorum var

Salma Hayek

\

Gözünü Meksika'dan Hollywood'a diken, ailesi başta olmak üzere yoluna çıkan herkesi yanıltmayı başaran "femme fatale"; Salma Hayek Jimenez.
Lübnan asıllı zengin bir iş adamı olan Sami Hayek Dominguez ile Meksikalı opera sanatçısı Dani Hayek evliliğinin ilk çocuğu. 2 Eylül 1966 tarihinde Meksika'yı oluşturan 31 eylaletten birinde; merkezin doğusunda yer alan Veracruz'da dünyaya geldi. (Coatzacoalcos)

Daha sonra, aileye 'Sami' adında bir erkek çocuğu daha katıldı.
Meksika'da normal bir hayat sürdüren Hayek ailesi, Salma'nın henüz 5 yaşındayken sahnede izlediği "Willy Wonka and the Chocolate Factory" adlı fantastik / müzikal oyundan etkilenip de kurduğu oyunculuk hayallerine aldırış etmedi.
Salma 12 - 13 yaşlarına geldiğinde aktris olma isteğini bastıramıyordu, fakat her seferinde ailesinin onun için yaptığı planlar daha baskın geliyordu. Salma için karar verilmişti; iyi gelir getiren düzenli bir işte çalışacak ve geleceğini garanti edecekti. Uzun süre onların istediği gibi davransa da, 'kendi kimliği'ni daha fazla bastıramadı ve ailesine karşı çıktı.
Meksika Ulusal Üniversitesi'nde profesyonel oyunculuk eğitimi almaya başlayan Hayek, bir çok tiyatro ve reklam filmlerinde rol aldı.

\

İlk olarak 1988 yapımı "Un Nuevo amanecer" adlı TV dizisinde rol alan Hayek, bu romantizm temalı pembe dizide 'Fabiola' karakterini canlandırdı.
1989 - 1991 yılları arasında ise, daha sonra adından sıkça söz edilecek ve "Salma Hayek'i Meksikalılar'a tanıtan dizi" şeklinde anılacak olan "Teresa" adlı pembe dizide de rol aldı. Dizide, Kaliforniyalı müzisyen Roberto Enrique ve "Babel"den tanıdığımız aktör Gael García Bernal da rol almıştı.

Meksika sokaklarında parmakla gösterilecek kadar ün sahibi olan Hayek, Hollywood’da kararlıydı. Çünkü, Meksika’da ne kadar başarılı ve ünlü olursa olsun, asla tatmin olmayacağını ve çok fazla kazanamayacağını biliyordu.
Meksika başarısının ardından arkadaşları ve ailesi de Hayek’e destek oluyordu. Nişanlısı Richard Anthony Crenna JR.’dan da (Richard Crenna'nın oğlu) ayrılarak Hollywood’a gitti.

\
Hollywood; kurtlar sofrası. Meksika aksanıyla Hollywood’da şansı düşüktü. “Bir Meksikalı’nın Hollywood’da işi yok” denildiyse de, 1941 yapımı “Shadow of the Thin Man” adlı filmle tanınan aktris Stella Adler, Hayek’e oyunculuk ve diksiyon dersi vermeye başladı. Adler, 1992 yılının Aralık ayında yaşamını yitirdi.

Hollywood yıldızlarından Liv Tyler’da da bulunan “Dyslexia” hastalığı, Hayek’de doğuştan vardı. (Harfleri veya rakamları karıştırma. Kişi, düşündüğü şeyi değil ağzından çıkan şeyi söyler. Mesela, kişiye yaşı sorulduğunda, 35 ise 10 diyebilir. Bu hastalık, beynin sol tarafındaki işlev bozukluğundan kaynaklanıyor. Tedavi edilmesi için, kişiye özgü öğrenme teknikleri geliştirmek gerekiyor.)

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

tuttum

queennothing | 09 Ekim 2008 09:11 | 9 yorum var

Yönetmenlerin Bilinmeyen Yönleri

Stanley Kubrick
Stanley Kubrick

Yönetmen” kavramı, sinema ve tiyatro sanatının en önemli unsurudur. Bir yönetmen sadece filmi değil, aylar süren çekimler boyunca tüm ekibi de yönetir aslında. Sinemayı gerçekten seven, farklı bakış açılarını kabul edebilen insanlar, bir film izlerken “yönetmen” kavramının üstüne düşer.
Sinema sanatı için bu kadar önemli bir sıfatı taşıyan insanların ‘enteresan’ olarak nitelendirebileceğimiz bazı özellikleri var. İmaj verirken izledikleri yol olsun, rahatlamak için başvurdukları yollar olsun, atmosfere girebilmek için aldıkları terapi uygulamalarına kadar şaşırtıcı bir çok şey bulunuyor.

(Sinemada imaj vermek; yönetmenin, oyuncuya istediği performansı verdirtmek için söylediği, örnek verdiği, düşündürttüğü şeyler. Mesela, "Vahşi bir aslanın üzerine koştuğunu düşün o korku ifadesini yüzüne yansıt" gibi.)

Kişisel bir şey ama ‘yönetmenler’ başlığı altında bunu da eklemek istedim; Quentin Tarantino, ayak fetişistidir. “Pulp Fiction”daki meşhur ayak masajı ve “Kill Bill” (V1 ve V2)serisiyle Uma Thurman’ın ayaklarını çok sevdiğini her fırsatta dile getiriyor. Sadece “Death Proof” filmini izleyerek Tarantino’nun ayak fetişisti olduğunu anlamak zor değil.

Quentin Tarantino
Quentin Tarantino

Casino”, “The Departed”, “Raging Bull”, “The Color of Money” gibi bir çok başarılı filmin yönetmeni Martin Scorsese, beğenmediği sahneler için asla “kötü oldu” demez; tekrar çekerken oyuncuya “gayet iyi oldu ama daha iyi olabilir, daha iyi olacak” dermiş. Çünkü, profesyonel bir yönetmenin, oyuncusunun moralini hep yüksek tutması gerektiğine inanıyormuş.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

1 2 3 Sonraki

arama

etiket menüsü

bu site

Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır.