Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 3ayak.org'da: "yashica ez f1231"


sinepil.org

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

Etiket:

 
tuttum

hhkknn27 | 17 Kasım 2008 12:50 | 8 yorum var

Leon 'Sevginin Gücü'

\

" Önce tüfeği kullanmayı öğreneceksin. Çünkü bu, senin hedefinle arandaki mesafeyi korumanı sağlar. Profesyonelliğe ne kadar yaklaşırsan, hedefine de o kadar yaklaşırsın. Örneğin bıçak, öğreneceğin son alettir."
12 yaşındaki küçük Mathilda(Natalie Portman) üvey ailesi ile birlikte New York ta yaşamaktadır.Babası uyuşturucu işlerine bulaşmıştır.Ailesi ikili oynayan psikopat narkotik polisi Norman Stansfield(Gary Oldman) tarafından katledilir ve Mathilda kapı komşusu Leon(Jean Reno) a sığınır.Leon ise devamlı süt içen tek dostu sadece bir çiçek olan ülkesinde bir suça karışıp Amerika'ya kaçan İtalyan bir göçmendir.Hayatını kiralık katillik yaparak idame ettirmektedir.Leon işinde gerçekten çok başarılıdır.Mathilda küçük kardeşinin intikamını almak için Leon dan ona mesleğini öğretmesini ister ve Mathilda aynı zamanda Leon a aşık olmuştur.Stansfield ise bu ikiliyi öldürmeye ant içmiştir.Yönetmeniliğini Nikita ve Beşinci Element gibi filmlerin de yönemenliğini yapmış olan Luc Besson un yaptığı Leon ülkemizde Sevginin Gücü adıyla gösterime girmişti.
Leon Mathilda ya silah kullanmayı öğretirken
Leon Mathilda ya silah kullanmayı öğretirken

O zaman henüz 12 yaşında olan Natalie Portman ın harikalar yaratığı filmde oyunculuklar gerçekten çok başarılı.Filmin sonunda çalan Sting'den "Shape of my heart" şarkısı ise insanı adeta başka diyarlara alıp götürüyor.Filmin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.İşte filmden birkaç alıntı;
Mathilda: Léon, sanırım sana aşık oluyorum. Bu başıma ilk defa geliyor, biliyor muydun?

Léon: Daha önce hiç aşık olmadıysan, bunun aşk olduğunu nereden biliyorsun?

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

tuttum

baykush | 22 Ağustos 2008 16:42 | 4 yorum var

Taken (Kaçırılma)

afiş
afiş

Yönetmenliğini Pierre Morel'in yaptığı ve başrolünü Liam Neeson'ın oynadığı bu filmin senaryosunu Luc Besson ile Robert Mark Kamen yazmış.
afiş
afiş

Film eşinden ayrılmış eski bir ajanın Amerika'dan Paris'e tatile giden kızının kaçırılmasıyla birlikte onu bulmak için peşinden gidişini konu alıyor. Luc Besson'un senaryoda parmağı olduğunu daha ilk dakikalardan itibaren anlıyorsunuz. Filmin temposu bitene kadar hiç düşmüyor. Liam Neeson karakteri de umulmayacak şekilde rolüne yakışıyor.

Çok yüksek bir bütçesi olmayan filmin yüksek kritik notları alması daha şimdiden 2008'in iyi filmlerinden biri olmaya aday olduğunu gösteriyor.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

tuttum

berryberk | 30 Haziran 2008 10:35 | 7 yorum var

Angel-a

\

Angel-a, siyah-beyaz bir Fransız romantik-komedisi. Ancak popüler romantik-komedilerden değil en eğlencelilerinden. Luc Besson'ın yazıp yönettiği bu filmin başrol oyuncuları Rie Rasmussen(Angela) ve Jamel Debbouze(Andre).

Andre borç batağı içinde yaşayan işe yaramaz bir dolandırıcıdır. Alacaklıların peşini bırakmaması ve çeşitli problemlerden intihara kalkışır ama onu Cennetten çıkan bir melek olan Angela kurtarır ve Andre'nin borçlarını ödemek için ortak çalışmaya başlarlar.

\

Filmin temelinde cennetten çıkma, uzun boyu uzun bacaklı ve bembeyaz tenli bir melek olan Angela ve esmer, bir kolu olmayan bir dolandırıcı olan Andre'nin zıtlıkları gayet iyi kullanılmış ve ortaya izlenilesi bir film çıkmış.

Etiketler: , , , , , ,

tuttum

Razielz | 16 Mayıs 2008 14:43 | 11 yorum var

Yönetmen, yani yöneten insan

\

Film izlemeyi aklımızdan geçirdiğimiz zaman yapabileceklerimiz arasında : sinemaya gitmek, cd-dvd’den izlemek, internetten indirmek veya tv'den izlemek gibi seçenekler bulunmaktadır.
Evde otururken canımızın sıkıldığını hissettiğimizde televizyonu açıp, kanallar arasında zapping yaparken denk gelen herhangi bir filmi izleyebiliriz veya önceden tv dergilerinden gördüğümüz bir filmi bekleyip izleyebiliriz.
Evde tv'den film izlemek açıkçası benim yıllardır yapmadığım bir şey, çok severek izlediğim tv-dizilerini bile artık tv'den izlemiyorum. Reklam arası, tv'nin ses kalitesi, çevre şartları (çoluk çocuk, anne, baba, misafir) gibi engelleyici faktörlerden dolayı evimde film veya dizi izleyeceğim zaman bilgisayarıma yöneliyorum. Güzel bir ses sistemi, büyükçe bir monitor, kaliteli görüntü(DVD, HD) ve yüksek hızlı internet(veya cd-dvd'ler) yeterli oluyor.
Ama sanıyorum çoğunuzun bana katılacağı gibi film izlemenin en zevkli yeri sinemadır. Atmosfer, ses sistemi, dev ekran, patlamış mısır (içimde her ne kadar yiyenleri öldürme hissi doğursa da), bileti ikiye bölen eleman, fenerle yer gösteren eleman sinemada film izleme keyfini artırır. Aslında şimdiye kadar kısaca anlattıklarım çok farklı bir konu olarak yazılabilir, işlenebilir ama benim değinmek istediğim konu biraz daha öncesine dayanıyor.
Film izlemeye karar verdikten sonra ilk aşamayı geçmiş bulunmaktayız, ikinci aşamada ise (ki en önemli aşamadır kendileri) izleyeceğimiz filme karar vermek.
Karar verdikten sonrası malum ama filmi seçerken neye göre seçiyoruz?
Bazılarımız oyunculara göre, bazılarımız son çıkan filmleri, başkaları filmlerin ratinglerine bakarak seçerler. Peki siz hangisine göre izleyeceğiniz filmi seçiyorsunuz? Bu faktörlerin biri veya hepsi etkili olabilir tabi ama çok önemli başka bir faktörü daha eklemek istiyorum: Yönetmen.
Bazılarımız için en önemli etkenlerden biri olan yönetmen kriteri bazıları için hiçbir şey ifade etmeyebilir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

tuttum

akinal | 08 Mayıs 2008 18:53 | 5 yorum var

Arthur and the Minimoys

\
2006 yapımı daha çok animasyon içerikli bir film. Yönetmeni ve senaristi Luc Besson. Filmin özeti kısaca şöyle 10 yaşındaki sevimli arthur'un dedesi 4 sene önce kaybolmuştur. Anneannesiyle arthur birlikte yaşamaktadır. Annesi ve babası arthurla ilgilenmemektedir. Dedesinin hatıraları arasında afrikalı bir kabileden bahseden bir kitap vardır ve bu kitapta gizli bir hazineden bahsedilmektedir. Bir gece inanılmaz olaylar gerçekleşir ve arthur küçülerek yeraltına girer orada minimoylarla tanışır, dedesinin kötü bir böcek tarafından esir alındığını öğrenir. minimoyların prensesiyle arthur dedesini kurtarmaya gider ve başarılı olur. Eski hallerine geri dönmüş şekilde dedesiyle yeniden yeryüzüne çıkarlar. Bu arada hazinenin yerini de bulmuştur. Ve de prensese aşık olmuştur. Evlerini hacize gelen kişiye hazinenin bir kısmıyla ödeme yaparlar ve mutlu bir şekilde yaşarlar. film bence 5 üzerinden 5 mutlaka izleyin.

Etiketler: , , , , ,

arama

etiket menüsü

bu site

Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır.