Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan ucandaire.org'da: "Çarpıcı Star Wars çizimleri"

sinepil.org

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.
tuttum

menese | 20 Ağustos 2008 09:51 | 4 yorum var

Adem' in Trenleri

\
Hacer (Nurgül Yeşilçay), yıllar önce gencecik bir kızken, sevdiği köylüsü Bekir tarafından hamile bırakılmıştır.. Daha sonra, bu toy oğlanın, kendisini terketmesiyle de kızı Fatmacık ile ortada kalakalır..

Bir nevi 'gezici' imamlık yapan Hasan Hoca (Cem Özer), ailesi tarafından da dışlanan bu biçare genç ve güzel kadını nikahına alır.. Onu ve küçük kızını, şu acımasız hayattan korumak üzere sahiplenir..
Kendi karnını doyuracak kadar dahi imkanı olmayan bu adam, Hacer'e elini bile sürmemiştir.. Bekir' in, onları bir gün kendisinden koparacağını düşünürcesine, sadece 'allah rızası' için, yıllarca onları korur..

\

Onların bu sıradışı yaşantıları, Hasan Hoca' nın Ramazan ayı başlarken Karaağaçlı tren istasyonu çevresine konuşlanmış bir köycüğe imam olmasıyla birlikte, değişmeye başlayacaktır..
Daha çok 'demiryolcu' istasyon çalışanlarından ibaret insanların yaşadığı bu yerde, Hoca, Hacer ve Fatmacık' ı sürprizlerle dolu bir Ramazan ayı, hatta, koca bir gelecek beklemektedir..

Daha önceden senaryolarıyla bildiğim Barış Pirhasan' ı yönetmen olarak ilk kez geçen yıl, sessiz sedasız gösterime giren bu filmiyle tanımıştım..

Cem Özer, takva sahibi bir imamı başarıyla canlandırırken, hem filmde, hem de gerçek hayatta karısı olan Nurgül Yeşilçay da, filmdeki rolüne yakışan duru güzelliği yanında, çok başarılı oyunculuğuyla göze çarpıyor..

\

Filmin ana karakteri, Küçük Adem' i canlandıran Fırat Can Aydın' la birlikte, onun annesi rolündeki Derya Alabora' nın güzel oyunculuklarıyla da süslü Adem' in Trenleri, son dönem Türk sinemasının en iyilerinden..

Etiketler: , , , , , , , ,

Yorumlar

Birkaç gün önce izledim bu filmi. Tam yerinde sıcak sıcak bir yorum yapayım bari.
Filmin en güzel yönü yazıda da belirtildiği gibi oyunculuk. Nurgül Yeşilçay, Derya Alabora, küçük yıldız Fırat Can Aydın rollerinin hakkını kesinlikle vermişler. Bunun yanında kasaba halkını oluşturan oyuncular da (Ezel Akay hariç ) aynı kasaba halkı gibi, hele o kadınlar :) Cem Özer'e gelince, evet, şaşırttı açıkcası, birkaç sahne dışında, tam olarak imamlık yaptı diyebiliriz. Filmin görselliği ise ayrı güzeldi.
Bir de değinmeden edemeyeceğim, Türk sinemasında hocayı/imamı paragöz-yalancı-cimri-yobaz vs göstermeyen ender filmlerden biri herhalde Adem'in Trenleri. Mesela imamın Adem'e annesinin neden oruç tutmadığını açıklama sahnesi gayet medeniyceydi, bilemiyorum, bunu mesela bir baba bu kadar açık ve dürüstçe anlatabilir mi çocuğuna?

Filmin aksayan yönü ise , nasıl desem, senaryo kaynaklı bazı sorunlar vardı filmde. havada kalan, tam işlenmeyen bazı şeyler vardı. Sır çok çabuk ortaya çıktı mesela, altı yıl kimseye söyleme, sonra bir dedikodu da haydaa "Allah rızası için yaşayan birini tanıyorum, şöyle şöyle yapmıştır." deyü sırrı ifşa et. Hadi bunu Hacer anlatsa neyse, ama yaptığı iyiliği ahaliye anlatmasını hocaya yakıştıramadım, hani bir elin yaptığı iyiliği(orijinali "verdiğini") diğer el bilmemeli düsturu? :))

Neyse, sonuçta güzel bir film gerçekten de, en iyilerinden değil belki ama güzel :)

Not: İzleyenler bilirler, iftar sofrasında ihtiyar halanın bir lafı var, izlerken anlamamıştım, sonra ekşi'ye baktım ne yazmışlar diye, orada okudum, hay okumaz olaydım :))

en uzak mesafe ne afrika'dir ne çin, ne hindistan, ne seyyareler, ne yildizlar geceleri isildayan... en uzak mesafe iki kafa arasindaki mesafedir birbirini anlamayan.....

Nurgül Yeşilçay ve Derya Alabora'nın performansı filmi güzel yapan en büyük etmenler.
Spoiler gibi olmasın, filmin son 20 dakikası şaşırtıcı ve çok başarılı.

cem özer rolündeki aksanlı konuşmayı, tuhaf miyopik bakışları oturtmuş kendine. bu filmde türk sinemasındaki artık karamizah bir hal almaya başlayan basmakalıp din adamı imajı daha gerçekci olanıyla değiştirilmiş. küçük bir kasabada dedikodu dışında sosyal etkinlikleri olmayan memur ailelerinin bu kısır ortamda birbirlerine ne kadar yakın oldukları gösterilmiş. dedikodular imamın evliliğinin iç yüzünü ortaya çıkarırken, sonradan gelişen olaylarla beraber aslında bu dedikoduları yapan insanların kötü niyet taşımadıkları ve yardım etmek için çalıştıkları anlaşılıyor. imamın başta sadece sevaptır diye yaptığı evliliğin, yıllar içerisinde nasıl bir alışkanlığa dönüştüğünü farketmediği anlatılmış. bir tarafta kendine ve çocuğuna hiç bir karşılık beklemeksizin sahip çıkan yaşlı bir adam, bir tarafta yıllar önce aşık olduğu çocuğunun asıl babası hayta bir genç arasında kalan kadının ikilemleri filmin ardından diğer akılda kalanlar.

Bir şeyin imkansız olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkansız olduğunu ispatlamak üzere çalışmaya başlar. Ama bir şeyin yapılabileceğine inandığınızda, aklınız onu yapmak üzere çözümler bulmanıza yardım etmek için çalışmaya başlar | Dr. David J. Schwartz

cem özer, imam rolünde çok başarılıydı ama oynadığı imam karakterinin pekte gerçekçi bir tarafı yoktu.
-
zaten belli ki amaçlanan da bu değil. sıradışı öğelerle beslenen bu karakter filmin tek ilgi çeken ve izlettiren yönü olmuş...

daha dün tanrılar ölmüştü, bugün tabular yıkılıyor, yarın da yeniden doğuş gösterime girecek!

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

arama

bu site

Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır.

coktutulan