Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan bildirgec.org'da: "Wordpress Geliştiriciler için Muhteşem Kaynaklar"

sinepil.org

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.
tuttum

Bandista | 08 Şubat 2010 11:52 | 10 yorum var

Avatar Neden Oscar'a Koşuyor?

Avatar Film Posteri
Avatar Film Posteri

Teknolojiyi yakalamış bir film olmasının etkisi önemlidir fakat Avatar'a yoğun ilginin en temel nedeni büyük bir mesaj içermesi görünüyor. James Cameron'un yönettiği film gösterime girdiğinden 17 gün sonra 1 milyar dolar gişe geliri elde etmiş. Yaşadığımız bu kriz döneminde sinemaya olan ilginin bu derecede olması sevindirici.
Avatar her ne kadar bir uzay veya fantastik dünyaları anlatan bir film olsa da izledikten sonra ne kadar da insanlığa ait, “bize” ait bir hikaye olduğunu düşündürtüyor. Sonunda tamamen haksızlığa uğrayan insanlar kazanıyor. Bu açıdan da aslında umut vaat ediyor, gülümseterek bitiriyor filmin sonunu. İyiler kazanıyor. Kötüler her durumda kazanmış olmuyor yani. Filmin kahramanı Jake büyük bir insanlık dersi veriyor. Çok büyük eziyetler altındaki insanlar için, kendi canını bile ortaya koyarak büyük mücadeleler verileceğini gösteriyor. Belki de Oscar’lık olmasının en önemli nedeni budur.
Avatar 2005 yılında yayınlanan bir dizinin adı. Asya etkileri taşıyan dövüş sanatları ve elementler etrafında dönen “Avatar Aaang “ ve arkadaşlarının dünyayı acımasız ateş kralından kurtarmak için çıktıkları macerayı anlatır. Avatar: Aang’ın Efsanesi. Wikipedia’da Avatar ile ilgili bu bilgileri bulabiliyorsunuz. Sinema filmi 2009’da James Cameron tarafından çekilen Avatar bir aksiyon dizisi olarak 2005 yılında televizyonlarda gösterilmiş. Senaristliğini de James Cameron’un yaptığı Avatar filminin ismini aslında nereden aldığını net olarak anlatabileceğimiz bir bilgi kaynağı yok fakat insanları Pandora gezegenin de yaşayan halkın görüntüsüne ve yapısına çeviren, 2154 yılının teknolojisinin yönlendirilmesi ile yaşatan bir program. Bu program sayesinde dünyalı olanlar Pandora gezenin halkına dönüşerek bambaşka gezenin bambaşka varlığına dönüşebiliyor.

Filmdeki kötülerin ifadesi ile “mavi maymunlar” adıyla küçük düşürülen Pandora halkı, aslında korkutucu yabaniliği olan fakat yaşadıkça ne kadar cennetleştiği anlatılan bir yerdeler. Tarihler neredeyse onlarca yıllar sonrayı göstermektedir. Kendilerine has dilleri, kendilerine has yaşamları ile son derece mutlu bir hayatları vardır. Bir halk kendisine saldıran bir güç olmadıktan sonra niye mutlu olmasın? Bu bölgedeki büyük rezervlerin farkına varan kötüler ve daha üstün güçler, tüm teknolojilerinin inceliğini kullanarak Avatar halkının arasına girmeyi başarır ve bu rezervin ele geçirilmesinde Jake adım adım görev alır. Fakat rezerv mi yoksa insanlık mı sorusuna kahramanımız yani görevli olan Jake insanlığı seçerek Pandora halkını kurtaracak mücadeleyi vermeye başlar. Tümüyle yok olacak Pandora halkı Jake sayesinde kurtulur ve kötüleri topraklarından def etmeyi başarır. Hissetmek ve zihinle yönetmenin muhteşemliğini keşfeder. Bugüne kadar öğrendiği savaşçılığı ile karşılaştırılamayacak yeteneklerle donanır. Hatta kendi dünyasına geri dönmeyecek kadar kazandığı yeni dünyaya kendini adar. Kötülerin herşeyi alamayacaklarını gösterirler filmde de olsa yüzlerce insana. Klasik bir iş arkadaşlığı aşkını anlatan Jake ve Neytiri arasındaki duygusallık izlerken başka bir güzellik ve saflık katıyor.
Ne yazık ki iyi ve filmde kaybettiğimiz Doktor Grace karakteri filmin en önemli kişisidir ve en kritik cümlesini söylemiştir. “Pandora’nın değeri yerin altında değil üstünde”. Bu onun araştırmacı ve insancı yapısına yapılan bir vurguydu.
Filmdeki teknoloji belki de gişe sayılarını artıyor fakat umut arayışı ve iyilerin kötüleri yenmesi hikayesi belki de insanları hayata, pek tabiki bu filme bağlıyor.

James Cameron
James Cameron

Filmin yönetmeni Cameron senarist, prodüktör ve yönetmen. Bilim kurgu filmleri arasında en bilindik olan Terminatör filmini yaptı. Orda da tüm aksiyonun ortasına büyük bir aşk hikayesini yerleştirmişti. Bilim kurgu, fantastik tarzı birbirine Avatar filminde son derece iyi yerleştirdiğini gözlemleyebiliriz. Cameron filmde anlatmak istediklerini şu şekilde ifade etmiş ve son noktayı koymuş: “Irak savaşını ve mekanize savaşın insanlıkdışı doğasını eleştirdiğini” ve eklemiş: “Belki de doğanın ve diğer canlıların üzerinde keyfimizi sürerken, biraz da düşünmeliyiz.”

“İstedikleri herşeyi elde edeceklerini durdurulamaz olduklarını anlatmaya çalıştılar. Herşeyi alamayacaklarını göstereceğiz.” (Filmin kahramanı Jake’den)

Spacer
Spacer

Etiketler: , , , , ,

Yorumlar

Avatar oscar alır ama efekt dalında falan alır.Ne en iyi film ne de senaryo dalında oscar ulaşabilir.Avatar'ı överken sonunda iyiler kazanıyor diyorsun ki bu bile büyük bir klişeyi devam ettirdiğinin göstergesidir.Ayrıca oscar ın amacı çok izlenen filmlere ödül vermek değildir.Çok izlenmesinin nedeni de bol bol reklam ve bu şekilde oluşturduğu merak duygusudur.Avatar zaten kazanacağı kadar parayı kazandı,bundan sonra daha fazla para kazandıramaz yapımcılara,ama henüz para kazandırmayan filmler var adaylar arasında ve muhtemelen ödülleri onlardan biri alacaktır.Oscar ın amacı da zaten budur.Piyasaya hareket getirmek,iş yapmayan filmlere iş yapma olanağı sağlamaktır.Önce oscar ın ne olduğunu anlaman gerekiyor bence,daha sonra da Avatar ın hiçbir halta yaramayan ve bir kere izleyenin tekrar izlemek istemeyeceği bir film olduğu gerçeğini göz önünde bulundur.O kadar reklam yapsınlar, beni bile milyon dolarlara satarlar.

ne yaparsan yap sonuç aynı!!
Avatar 2005 yılında yayınlanan bir dizinin adı. Asya etkileri taşıyan dövüş sanatları ve elementler etrafında dönen “Avatar Aaang “ ve arkadaşlarının dünyayı acımasız ateş kralından kurtarmak için çıktıkları macerayı anlatır. Avatar: Aang’ın Efsanesi. Wikipedia’da Avatar ile ilgili bu bilgileri bulabiliyorsunuz.

Cammeron'un çektiği Avatar ile bu sözü edilen çizgi film Avatar'ın hiç ilgisi yok. Çizgi dizi de sinemaya aktarılıyor. Üstelik iki filmin proje aşamasındaki ismi de Avatar'dı ve sonunda diğer filmin yönetmeni
M. Night Shyamalan filmin ismini The Last Airbender olarak değiştirdi.

Üstelik Bandista'nın bu yazısı hafta sonu da yayınlanmış, ona da bu yoruma benzer bir yorum yapılmıştı. İlginçtir aynı yazı pillinetwork'de tekrar ama yorum olmaksızın yayınlanıyor.

@muratatkafa dediğin yorumu ben yapmıştım ve senin dediklerini söylemiştim. Yanlış yapıldığı anlaşıldı diye yazı kaldırıldı sanmıştım. Aynı yazıyı ikinci kez görünce yazıya yorum yapma gereği duymadım. Yazıda bilgi yanlışı var ve düzeltilmeden ikinci kez sitede yayınlanmaması gerekirdi bence de. Bir de Avatar isminin nereden aldığına dair bir bilgi yok deniyor yazıda ama Hint mitolojisindeki anlamına baktığınızda bu kelimenin havadan gelmediğini görebilirsiniz.

çalıntı filmlere oscar veren zihniyete ne vermeli acaba? hmmm

Avatar hak etmese de birden fazla alanda oskar alacak bence, sektörün beklentisi ve bu tip pahalı filmlere daha çok yatırım yapacakların bulunması için. Titanik'in de bir çok dalda oskar alması bu sebeptendir zannımca.

"katilken de, kurbanken veya tanıkken de her birimiz başrolde olduğumuzu düşünürüz."

Genel eleştiri olarak görselliği dışında akademiden de geçer not alamadı sanırım ki Oscar konusunda hatrı sayılır bir dereceye giremedi. Bu durum da gösteriyor ki artık izleyici görsel şova karşı göz ardı edilemeyecek bir doygunluk gösteriyor. Yoksa yaklaşık 10 yıl önce 11 Oscar alan ''Titanic''in, 4 Oscar'la yetinen ''Avatar''dan bir farkı var mıydı diye düşünmeden edemiyor insan. Belki fazlası bile var. Tabii gişede bir hayal kırıklığı yaratmadığı da açık. Yine de Cameron, filmini o kadar iddialı sundu ki bir çok kişinin tepkisinden de kurtulamadı. Peki eksileriyle artılarıyla ''Avatar neden Oscar'a koşamadı?''

Valla ben çok şaşırdım ve sevindim Avatar'ın en iyi film seçilmemesine, oysaki Titanik mantğıyla en iyi film ödülünü alır diye düşünüyordum ki yukarıda da yazmıştım.

Belki akademi de Avatar zaten alacağını aldı, para onun ödül başkasının olsun demiştir.

"katilken de, kurbanken veya tanıkken de her birimiz başrolde olduğumuzu düşünürüz."

1 ay öncesinden oscar da hiç kimsenin izlemediği bir filmin alacağını söylemiştim.ilk yorumuma bakarsanız bütün söylediklerimin doğru olduğu anlaşılır.

ne yaparsan yap sonuç aynı!!

AVATAR (2009):

Senaryo: Klişe bir konuya sahip filmin olay akışı da öyle oluyor maalesef. Klişe başlayan, klişe devam eden ve klişe bir şekilde biten klişe bir film. Bazı senaristler vardır ki bu klişeleri veya basit hikayeyi güzel bir kurgu ve anlatım biçimiyle harmanlayıp ortaya iyi bir film çıkarırlar. Cameron'un Avatar'ı (yukarıda da söylenmiş) 11 Oscarlı Titanic'ten pek farkı yok. Cameron hikaye ve senaryo konusunda orijinal olmak için çaba sarfetmemiş. Daha evvel Kurtlarla Dans ve Yeni Dünya'da işlenen konu birebir olarak burada da işlenmiş. Keşke teknolojisine gösterdiği yeniliği biraz da hikaye ve senaryoya da gösterseydi. Bu açıdan ekürisinin arkasında kalan bir yapım olmuş. Zira "New World"de Terrence Mallick sade bir biçimde, iyi bir şekilde işlemiş Avatar'ın işlediklerini. Dileyenler iki filmi de izleyip Avatar'ın özgün olmadığını (senaryo-hikaye bakımından) görebilirler. TMallick'in "New World"ü kızılderililerin katliamına, İngilizler'in yobaz ve barbarlığına, çevreyi katletmelerine buna karşın kızılderililerin çevreden her anlamda faydalanmalarına ve onu kutsal saymalarına teknolojisiz, basit bir dille ve etkileyici (çoğu zaman da sıkıcı) bir şekilde değinmişti. Avatar'da da bu durum aynen devam ettiriliyor. Senaryodan sınıfta kalıyor Cameron gözümde maalesef.

Film: Filmin klişelere boğulduğunu söylemiştik. Ama zaten Cameron senaryoyu değil teknolojiyi önemseyen birisi. Açıkçası Terminator'ü yaratan bir kişiden daha zekice, daha orijinal bir film beklerdim. Film adeta eldeki teknolojiyi içindeki klişeleri, olmamışlıkları gizlemek için kullanıyor ve akla değil göze hitap ediyor. Elbetteki yaratılan teknoloji etkileyici. Buna karşı çıkmak bence iki ile ikinin dört ettiğini kabul etmemek gibi bir şey. Orijinal bir teknoloji sözkonusu. Tamam, belki herkes bu teknolojiden etkilenmeyebilir ama orijinal. Zaten Cameron da sadece teknoloji için uğraşmış. Titanic'le beraber teknisyen yönü, senarist ve yönetmen yönüne baskın çıkmaya başlamıştı. Titanic'te de klişe bir konu (Yeşilçamvari) teknolojinin desteğiyle izlenir kılınmıştı. Oyunculukları da yabana atmamak gerek. Fakat iki filmde de teknoloji önplana çıkıyor.
Neyse... Filme gelirsek... İlk izleyişte sıkmıyor hatta etkiliyor. Çünkü yaratılan dünyayı daha evvel hiçbir filmde görmemiştik. Teknolojinin orijinalliği seyircinin hikayeye kafa yormasını engelliyor. Fakat ikinci izleyişte maalesef film sıkmaya başlıyor ve aslında teknolojisine rağmen pek bir heybeti kalmıyor filmin. "İş senaryoda başlar ve gene senaryoda biter" düsturunu unutmuş Cameron. Sen ne kadar teknoloji olarak etkileyici şeyler yaratsan da eğer senaryon iyi değilse bir süre sonra insanı sıkacak bir filme imza atmış olursun.
Amerika'yı eleştiriyor film. Ama pek samimi olamıyor maalesef. Spielberg, Scott gibi yönetmenlerin düştüğü hataya düşüyor. Daha evvel Spielberg "Amistad" filminde köleliğe değiniyor ama sonra Amerikan adaletini göğe çıkarıyordu. Yani samimi olamıyordu. Aynı şekilde Ridley Scott'ın 2008 yapımı "Body of Lies" filmi de zaten baştan aşağı yalanlar içeriyordu. Başroldeki Amerikan karakterinin her şeyi kurtarması yönüyle gene pek bir samimi olamıyordu. Cameron'ın filmi de bu klişe ve samimiyetsizliğe gömülmüş. Bir Amerikan askeri, taraf değiştirir ve inanılmaz bir zekayla eldeki kısıtlı askere rağmen savaşı kazandırır. Yani bir yandan Amerika'yı eleştirirken bir yandan da "kurtuluşunuz gene bizden olacak" düsturunu savunuyor film boyunca Cameron. Bir diğer samimiyetsizlikse Na'vi ırkından olan Neytiri'nin Amerikan askeri Jack'e aşık olması. Scott da "Body of Lies"da Iraklı hemşireyi DiCaprio'nun canlandırdığı karaktere yamamıştı. Samimiyetsizlik...

--Artıları: Tabiki ilk başta teknolojisi akla geliyor. Sinemayı değiştirdi mi, çağ atlattı mı gibi sorulara şimdilik "hayır" diyorum ama belli olmaz. Bunun cevabını ancak üzerinden beş yıl geçtikten sonra verebiliriz. Titanic'in sinemaya çağ atlattırmadığı kesin. Ama Terminator'un en azından kurgu olarak bazı şeyleri değiştirdiğini söyleyebiliriz. Avatar'dan sonra gene Avatar teknolojisiyle çekilen Tron filmi teknolojinin diğer yapımcılar tarafından benimsendiğini gösteriyor.
Bir diğer artısı samimiyetsiz olmasına rağmen Amerikan'ın açgözlülüğünü göstermesi. Hurt Locker buna değinmiyor mesela. (birazdan değineceğiz). Oyunculukları da eklemek isterdim ama maalesef oyunculuklar önplanda değil ve iyi de değil. Genel olarak vasat üstü performanslar çıkmış ki Cameron bunu da önemsemiyor zaten. Görüntü ve sanat yönetmenlikleri, efektler, müzikler bir diğer artıları.

--Eksileri: Samimiyetsizlik. Oyuncuların performansları. Senaryo.

Rekorları: Filme öyle bir pazarlama taktiği yapıldı ki Titanic'i geçmemesi anormal olurdu. Bir kere film, 10yıldır bekleniyordu. Çekimler başlamadan başlayacağına dair haberler yapıldı. Başladıktan sonra ara ara fotoğraflar nete düşürüldü. Yönetmenler çağrıldı ve görüşleri aynı şekilde nete verildi. Tahmin edileceği üzere yönetmenler şaşkındı bu teknoloji karşısında. Öve öve bitiremiyorlardı. Sonra kısa teaserlar, fragmanlar yayınlanmaya ve medyaya demeçler verilmeye başlandı. Cameron "Bu film olay olacak, sinemaya çağ atlatacak" gibi söylemlerle filmi pohpohlamaya devam etti. Bir sürü ülkede 15 dakikalık öngösterimler yapıldı. Eh tüm bu şeylerden sonra filmin rekor kırmaması olmazdı. Ama maalesef filmin rekor kırması iyi olduğunu göstermiyor. Umarım ki Cameron, 2.film için daha orijinal bir hikaye bulur ve senaryoyu teknolojiden daha çok önemser. Zira bu şekilde film, çirkin bir kadının makyajlar güzelleştirilmeye çalışılması kadar fiyasko oluyor.

Oscar: Cameron eminim bütün Oscarları alacağını düşünmüştü aday olduğunda. Bu konuda da az politika yapılmadı. Töreni izlerim, severim ama pek de önemsemiyorum bu Oscarlar'ı. Zira bir sürü yönetmen ve oyuncunun hakkı yenilmişti. O yüzden Oscar'ı referans olarak almamak lazım. Neyse... Cameron'un o gün en büyük ödülleri alamaması çok doğru bir karardı. Bir kere daha evvel ödülü almıştı. Ortaya çıkardığı film hemen hemen Titanic'le aynıydı ve rekor ile teknolojisi dışında pek bir artısı yoktu filmin. Ayrıca Akademi'nin sevmediği bir şey yapmıştı: Amerikan politikasını eleştirmişti. Tüm bunlar yönetmen-senaryo ve film ödüllerini kaçırmasına ve 3 ödülle yetinmesine neden oldu. Hurt Locker'ın "Amerikan askerinin, Irak'taki zorlukları" mottosuyla hareket etmesi, ona Oscarı getirdi. Ama bence o da pek hakketmiyordu Oscarı. Fakat karşılaştırırsak Hurt Locker'daki yönetmenlik, Avatar'daki yönetmenlikten çok daha iyi. O yüzden yönetmenliğin Cameron'a gitmemesi yerinde olmuş.
Film gerçekten hakkettiği dallarda ödülü aldı. Zira yukarıda da dediğim gibi sadece teknoloji olarak yaratıcı bir film. Altın Küre'de iki büyük ödülü almasının tek nedeni rekor kırması ve lobinin faaliyetleri diye düşünüyorum.

SÖZÜN ÖZÜ: Filmi izlemek gerek tabiki de. Hem Cameron'un teknolojiyi nereye kadar getirdiğini görmek hem de samimiyetsiz de olsa Amerikan'ın çirkin yüzünü bir de Amerikalı bir yönetmenden izlemek için. Ama hem süresi hem de kolayca tahmin edilebilecek, klişe olay örgüsü nedeniyle üç-dört kere izlenemeyecek bir yapım. En azından benim için öyle. Sinemada iki kez izledim ve ikincisinde uyumak üzereydim. Teknoloji de bir yere kadar. "Senaryoda biter her şey" düsturunu tekrar hatırlatıyorum Cameron'a ve umarım sonraki filmlerinde hikaye ve olay örgüsünü önemser.
3 gün önce vizyona giren Inception gerek eldeki teknolojisi, gerek olay örgüsü, gerek hikayesiyle beni Avatar'dan daha çok heyecanlandırdı. Umarım Akademi onu göz ardı etmez. Çünkü adaylığı (ve ödülleri) Avatar'dan daha çok hakkeden bir yapım çıkmış ortaya
.

Hayat uzaktan bakıldığında trajedidir, yakından bakıldığında komedidir. Chaplin

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

arama

bu site

Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır.

son yorumlar

pilli ilan

coktutulan

Kategoriler

network siteleri