Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan bildirgec.org'da: "Bing Fotoğraf Yarışması Başladı!"

sinepil.org

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.
tuttum

menese | 29 Temmuz 2008 10:08 | 4 yorum var

Ben X

\
Nic Balthazar’ ın kendi romanından beyazperdeye uyarlayıp yönettiği Belçika yapımı ve Flamanca Ben x, "senden farklı ya da başarılı olan, ancak kendini savunmaktan aciz öğrenciyi ez" 'evrensel okul' gerçeğini perdeye yansıtarak, bir 'genç kurban' trajedisi sunuyor..

Ben (Greg Timmermans), kendini bildi bileli, dünyaya, çevresine -bir teleobjektiften bakarcasına- sadece ayrıntılara odaklı bakabilen, bu dar ama derin bakış açısıyla her şeyi herkesten daha iyi gördüğü halde bütüne ulaşmakta zorlandığı için de bedensel ve duygusal tepkilerinde hep gecikmeler yaşayan, bir tür otizmin pençesindeki bir gençtir..
Özellikle evi dışında, hep diken üstünde, huzursuz bir yaşantı süren Ben, hastalığının bir diğer belirtisi olarak, normalden çok zeki olması, okuldaki normal ya da tembel zıpırların kıskançlıkla zehirlenmiş oklarına hedef olmasını kolaylaştırmaktadır..

Sekseninci seviye gibi olağanüstü bir düzeye eriştiği, Archlord adlı, -online oynanan- bir bilgisayar oyununun sanal dünyasıyla kendi iç dünyasını çakıştıran kahramanımız, maceradan maceraya koşan güçlü bir şövalye olarak kendi yarattığı bu dünyada doğrusu pek mutludur..
Evindeki -ya da kafasındaki- bu 'saygı duyulan' güçlü Ben figürünü sokağa ya da okuluna (Ki bütün bu bildik mekanlar, onun gözünde, fantastik bir oyunda vahşi bir kaosun hüküm sürdüğü bir dünyadan farksızdır..) taşımaya kalktığında, -ortamdaki kendine yönelik saygısızlığın da etkisiyle- mevcut psikolojik yetersizlikleri hemen devreye girer ve önüne, olması gerekenden daha da büyük güçlükler çıkarır..

\

Ben' in bilgisayar oyunundan arkadaşı olan ve içten içe tutulduğu Scarlite' ın, bu 'özel' gencin gerçek dünyasından daha çok, iç dünyasında tuttuğu yer zamanla büyüdükçe film de gelişir..

Archlord oyununun bilgisayar ekranındaki görüntüleri üzerine yedirilmiş bir jenerikle açılan ve süresi boyunca da gerçek dünyayla oyun dünyasının görüntülerinin başarılı bir şekilde birbiri içine girdiği film, bu anlatımıyla da oldukça etkileyici..

\

Seyirciye yaşattığı, kızgınlıkla karışık yoğun hüzün duygusuyla oldukça sarsıcı bu film, önemli mesajını -biraz- doğrudan ve sert verse de estetik kalitesine asla toz kondurmuyor..

Etiketler: , , , , , , , , ,

Yorumlar

Hikayesi çok ilgimi çekmişti, mutlaka izlemek istediğim filmlerden biri. İzleyince yine yazarım, ama anladığım kadarıyla izlemekle pişman olmayacağımız bir film.

en uzak mesafe ne afrika'dir ne çin, ne hindistan, ne seyyareler, ne yildizlar geceleri isildayan... en uzak mesafe iki kafa arasindaki mesafedir birbirini anlamayan.....

yok olmadan ölmek,ya da ölmeden yok olmak....

Filmin ilk yarısı Klass filmi ile çok benzerlik gösteriyor. Dışlanan, alay edilen bir öğrenci hiayesi fakat daha sonra beklenmedik olaylarla film insanı şaşırtıyor. Oscar'a aday olmayı sonuna kadar haketmiş. Çok beğendim.

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

arama

bu site

Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır.

coktutulan