Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "iPhone için ekstra pil"

sinepil.org

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.
tuttum

Sonrisa | 26 Mayıs 2008 10:45 | 12 yorum var

En İyi Yönetmen; Nuri Bilge Ceylan

\
Koza (1995), Kasaba (1997), Mayıs Sıkıntısı (1999), Uzak (2002), İklimler (2006) filmlerinden tanıdığımız Türk sinemasının yükselen değeri yönetmen Nuri Bilge Ceylan büyük bir başarıya imza atarak son filmi 'Üç Maymun' ile 61. Cannes Film Festivali'nde 'En İyi Yönetmen' ödülüne layık görüldü. Ödül konuşmasında Ceylan, "'Kazandığım ödülü güzel ve yalnız ülkem Türkiye'ye ithaf ediyorum'' şeklinde konuştu. Kendisini tebrik ediyor, başarılarının katlanarak devamını diliyoruz.

NTV'nin Nuri Bilge Ceylan ille Cannes'da yaptığı söyleşi
Üç Maymun'un fragmanı
Üç Maymun'dan fotoğraflar, posterler ve kamera arkası kareler
Ödül'ün açıklandığı an ve Ceylan'ın konuşması

\

Etiketler: , , , , , , , , ,

Yorumlar

Kesinlikle ödülü fazlasıyla hakeden bir yönetmen filmlerini ilgiyle takip ediyorum.

İlginç olan ülkesinde pek tanınmıyor filmleri standart izleyici tarafından sıkıcı bulunabiliyor ama o ödülünü tutkuyla bağlı olduğu yalnız ve güzel ülkesine adıyor.

Şimdi sırada Zeki Demirkubuz var, eminim oda hakettiği bu ödülleri alacaktır.

Nuri Bilge Ceylan aynı zamanda çok başarılı bir fotoğrafçıdır
Fotoğraflarından bazılarını aşağıdaki linklerden görebilirsiniz.

TURKEY CINEMASCOPE

FOR MY FATHER

Zeki Demirkubuz'u hiç sevemiyorum ben maalesef. Belki de daha çok yol kat etmesi lazım. Filmlerinde hep bir eksiklik bir olmamışlık var.
Ondan önce hak ettiği ödülleri alması gereken Reha Erdem var bence..

Bu arada Ceylan Altın palmiyeye doğru yaklaşıyor en iyi film için hadi bakalım.. Juri özel ödülü(Uzak), en iyi yönetmen ödülü(üç maymun) bundan sonraki filminde Altın Palmiye'yi hakeder.

nihilanth, Reha Erdem'in sadece Beş Vakit filmini izleyebildim gerçekten o filmde çok güzel ve bol ödüllü bir film.

Zeki Demirkubuz kendi sinemasını oluşturan bir yönetmen belli bir çizgisi var ve bunda da oldukça başarılı olduğuna inanıyorum.

Geçen sene Altın Palmiyeyi alan, eleştirmenler tarafından çok övülen 4 MONTHS, 3 WEEKS AND 2 DAYS filmini izlerken kendimi Demirkubuz sineması izliyormuş gibi hissettim ve demirkubuz filmlerininde ödül alacağına inanıyorum.

Bir kaç gündür içimde ukte... Fatih Altaylı'dan Başbakan'a kadar herkesin tebrik ettiği, "gurur duyduğu" Nuri Bilge Ceylan'ın son filmini kaç Türk seyirci izledi acaba? Film tartışılacağına ödül abartılıyor. Yönetmen de muhtemelen filmlerinin daha çok izlenilip tartışılmasını ister. Demek istediğim Türkiye'de bir çok şey göstermelik yapılıyor. Eğer Orhan Pamuk da malum sözü dememiş olsaydı, memleket onunla da gurur duyacaktı.

Tutumluol.com "Sınırlı bütçeyle sınırsız yaşam"

rock n beer, 4 luni 3 saptamini si 2 zile filmi benim için de 4/4'lük bir filmdir ancak hiç bir Zeki Demirkubuz filmi yanına bile yaklaşamaz onların. Demirkubuz'un tarzına diyecek lafım yok. Minimalist filmleri arthouse filmlerini beğendiğim bilinir ancak bana kalırsa Demirkubuz bunu yapmayı başaramıyor. Vasatın üzerine çıkardığım tek filmi Masumiyet.. (henüz kaderi izlemedim, o da iyidir muhtemelen)

İtiraf ve C Blok benim için tam anlamıyla berbattı. Bekleme Odası da idare eder diyorum. Sıradan bir film.

Demirkubuz'un aşk üzerine, insan ve ilişkiler üzerine sanki ilk kez film çeken adam gibi karşılanmasına karşıyım. Bu konuları ondan çok daha güzel işleyen o kadar çok yönetmen var ki dünyada.. Bana o yüzden hem bayat geliyor konu itibariyle, hem de diyelim konuyu geçtim, teknik olarak bir şey vaadetmiyor. Ne ses ne görüntü, ne kadraj ve ışık.. Yok..

Reha Erdem'in diğer filmlerini de görmeni tavsiye ederim(Korkuyorum Anne, Kaç Para Kaç, A ay...) Bu ülkede bir tek Zeki Demirkubuz yok.. Yani ben bu adamın abartılması taraftarı değilim. Yurt dışında pek öyle olağanüstü saygı duyulacak bir adama dönüşeceğini hiç düşünmüyorum. Anca belki kendini iyice geliştirirse, "filmler sonra" olabilir. :)

Eğer yabancı minimalist yönetmenlerin filmlerini izlerseniz zaten Zeki Demirkubuz'un neden hala yetersiz olduğunu daha iyi görebilirsiniz diyorum. Bu konuda çok ciddiyim. Keşfedilmesi gereken çok yönetmen var ;)

öncelikle nuri bilge ceylan'ın törende yaptığı iki cümlelik konuşmayı çok beğendiğimi söyleyerek başlayayım. "tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme..." inanılmaz güzel olmuş. bu yıl ödülü alacağı belliydi zaten.

ikincisi konuyla alaklaı değil ama, zeki demirkubuz hastası biri olarak yazmadan duramayacağım. minimalist yönetmen ile minimalist etkilere rastlanan yönetmen takdir edersiniz ki iki ayrı şeydir. zeki demirkubuz miniamlist falan değildir. minimalizmin gerçeklik ve sadelik ögesinden faydalanır. ancak burada da yorumlanmış bir gerçeklik vardır. minimalistler gibi görünen gerçek değildir. ki bu sinemanın en önemli özelliği basit, gerçek olanı anlatmaktır. bakınız iran sineması. bu yüzden de elbetteki bir başkasının fikridir, ancak zeki demirkubuz noktasında yanıldığınızı düşünüyorum.

ikincisi elbetteki dünyada aşk vs. üzerine bir sürü iyi film çeken insan var. ancak demirkubuzdaki yerelden evrensele ulaşma çabalarıdır. kendi ülkesinin insanını anlatır. bütün görsellik hadi kaba anlamıyla söyleyeyim taşralık egemendir. bu yüzden de taşrayı sevmeyen birinin zeki demirkubuz'u sevmesi de zordur. yabancı yöntemenlerle kıyaslamak dediğim gibi bana çok mantıklı gelmiyor. onun yerine henüz neden bizim sinemamaızın bir tarzı olmadığını konuşmak belki daha doğru bir tartışma olabilir.

itiraf filmi asla kötü bir film değildir. bireyin psikolojisi üzerine yoğunlaşan gayet sade, ve cümleleriyle çarpıcı bir filmdir. şimdi nihilanth'ın yazdıklarını okuyunca nedense bresson' a tanınan özgürlüğün veya x yönetmen yapınca çok güzel bulunan şeyin neden bizim yönetmenlerimize tanınmadığını düşündüm. onlar yapınca iyi de, bizimkiler yapınca mı kötü. galiba biraz önyargıyla alakalı.

ben de reha erdem'in popülerliğiyle bu kadar aşama kaydettiğini düşünüyorum. bence en iyi filmi kaç para kaç'tır. ama nedense sinema eleştimenleri o film yerine diğer filmlerini tutumuşlardır. asla filmleri kötü değildir. ancak derinlikten yoksun, gitgide sadeleşmeyi seçen ki bunun yerine kaç para kaç'taki tarzıyla devam etse çok daha başarılı olacağına inandığım yönetmendir.

velhasıl zeki demirkubuz sineması kaderdir.

EDİT:

Film tartışılacağına ödül abartılıyor. Yönetmen de muhtemelen filmlerinin daha çok izlenilip tartışılmasını ister. Demek istediğim Türkiye'de bir çok şey göstermelik yapılıyor. Eğer Orhan Pamuk da malum sözü dememiş olsaydı, memleket onunla da gurur duyacaktı.

ödül önemli bir ödül, elbetteki abartılacak. eurovizyonu konuştuğumuz kadar tartışsak bu bile yeter. orhan pamuk olayı ise ne alaka diye sorasım var? hadi sordum?

"taşrayı sevmeyen birinin zeki demirkubuz'u sevmesi mümkün değildir"

demişsiniz. Benim durumumun bununla kesinlikle alakası yok çünkü ben taşrayı çok severim. Abbas Kiorostami filmlerine de bayılırım. Yabancı yapıyor oluyor Türk yapınca olmuyor diye bir durum da yok emin olun. Türk yönetmenlere asla önyargıyla yaklaşmam, aksine onlardan bir şeyler hislenmek için çabalarım. Nuri Bilge Ceylan'a bayılıyorum, Reha Erdem'i seviyorum. Semih Kaplanoğlu'nun Yumurta'sını da çok iyi buldum.Özer Kızıltan, Serdar Akar hatta Çağan Irmak'ı bile severim.

Belki de Demirkubuz'un yaptığı işleri çok inovatif bulmuyorum ve sinema adına bana bir şey katmıyor... Bana göre Zeki Demirkubuz sinema yapamıyor ya da "yapmak istediği şeyi yapamıyor". Onu benimseyen kişiler de sanırım leb demeden leblebiyi anlayan insanlar.. Yani Demirkubuz "elimden bu kadar geldi anlayın işte" diyor. Onlar da kabul edebiliyorlar.

Kısaca şöyle sonlandırayım kendi adıma bu tartışmayı.. Bir yönetmen vardır, bir de olmaya çalışan yönetmen vardır.. Olmaya çalışan yönetmen de eninde sonunda olabilir, onu bilemem.

Yine de Zeki Demirkubuz severlere hakir yaklaştığım anlaşılmasın. Ben sevmedim şu ana dek, kendi sebebimi söyledim. Belki de eski filmlerini izleyip acemiliklerini gördükten sonra beni pek etkilememeye başladı. Bilmiyorum Kader'i izleyince umarım fikrimi bir nebze değiştirebilir. Ama seven insan sever, benim lafım hayranlarına değil kendisine biraz.

Ödülden sonra yaptığı konuşma içindeki o cümlesi ciddi anlamlar taşıyan ama hemen anlaşılamayan bir cümle aslında. Bir çok tarafa çekilebilecek bir cümle ve bakıyorum da insanlar sürekli o cümleye göre bir gugur içine giriyorlar.

ödül önemli bir ödül, elbetteki abartılacak. eurovizyonu konuştuğumuz kadar tartışsak bu bile yeter. orhan pamuk olayı ise ne alaka diye sorasım var? hadi sordum?

demek istediğim çoğu kimse (buradaki yorumlar hariçtir) filmlerin veya kitapların içeriğini bilmeden anlamadan konuşuyor. orhan pamuk'un malum durumu olmasaydı yine ona gururumuz denilecekti ama bu kişilerin kaçı orhan pamuk kitaplarını okumulştur ve anlamıştır acaba? ne biliyim Fatih Altaylı'nın Nuri Bilge Ceylan'dan "gururumuz" diye bahsetmesi komik değil mi? malum kişilerle gurur duymaktan iyidir tabii ama...

Tutumluol.com "Sınırlı bütçeyle sınırsız yaşam"

Yerli malı, yurdun malı bundan herkes gururlanmalı :)
Ülkemizin kültür seviyesine bakıldığında ki bunda eğitim de büyük rol oynar daha çok bir başkasının üzerinden gururlanma, hava atma, onlardan bahsederken sanki kendi başarıları gibi anlatma durumlarını çok kez hepimiz yaşadık ve yaşıyoruz da. Daha önce NBC filmlerinden hiçbirisini izlemedim bu izlemeyeceğim anlamına gelmez. Etrafımda ki çoğu sinemasever ödül almadan önce de NBC filmleri hakkında konuşuyorlardı. İzlemeyenler ise bilmiyorlardı fakat ödül sonrasında herkes NBC' yi konuşur oldu. Ama konuşmak normal bir konuşma değil. Gerilerek anlatmak, övünmek. Elbette övüneceğiz sonuçta bir Türk bu kadar teknoloji ve sermaya arasında en iyi yönetmen ödülünü alıyor. Burada Merhum' a katılmadan geçemeyeceğim. Bizler çabuk tüketen ve ne tükettiğini bilmeyen bir toplumuz.

böyle yöentmenlerimizi el üstünde taşımamız gerek de... nerde... basında da çok fazla yer almadı sanırım bu haber... bir iki kare ve açıklamayla geçiştirildi gördüğüm kadarıyla..

Nuri Bilge Ceylan'ın çok önemli bir iş yaptığını kabul etmekle beraber, bu filmin onun sinemasına ne kattığından çok emin değilim. Bir Türk Sineması var mıdır, ki "sinema"nın başına bir ulus ismi getirmek onu o topraklara ne kadar ait kılar, bunu bilmemekle beraber, Nuri Bilge Ceylan'ın da bu sinemayla nasıl bir ilişki kurduğunun iyice düşünülmesi gerekir. Bir de şu, "benim yalnız ülkem" in de ne demek olduğunu biri bana açıklarsa memnun olurum. Hayır burası Birmanya, Hono Lulu, hadi onları da geçtim bir Irak, Filistin değil ki... Sen yalnızsın, ben yalnızım, ama bizi toplayınca bu ülke de mi yalnız oluyor!... Bilemedim...

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

İlgili Yazılar

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

arama

bu site

Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır.

coktutulan