Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan bildirgec.org'da: "şehri örmek: dünyanın en zararsız graffitisi"


sinepil.org

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.
tuttum

necronamber | 19 Nisan 2008 01:14 | 13 yorum var

Koku (Bir katilin hikayesi)

\
Yönetmen koltuğunda Tom Tykwer'in oturduğu, senaryosunu da Andrew Birkin ve Bernd Eichinger'in paylaştığı Koku, Patrick Süskind’in dünyanın her yerin de çok satan aynı isimli romanından uyarlandı.

Film, 18'nci asrın Fransasında geçiyor. Kahramanımız tüm insani duyumlardan ve duygulardan yoksun, tüm kokulara karşı aşırı duyarlı ve hayalinde ki kokuyu üretebilmek için kadınları öldürüp insani kokuya ulaşmak için seri katile dönüşüyor. Film değişik bir tarza sahip; izlemeyenler için kendimce tavsiye ediyorum. Filmin sonu biraz garip ama "koku insanı gerçekten bu kadar etkiler mi" sorusunu soruyorum kendime ve sizlere. Filmin resmi sitesi için <-> Ayrıca film için detaylı bilgiler için şuradan bakabilirsiniz... iyi seyirler.


Etiketler: , , , , , , , , , ,

Yorumlar

herkes bu kitabı okuduktan sonra beyazperdeye aktarılmasının zor olduğunu düşünüyordu. hatta usta kubrick bu kitabın filme çekilemeyeceğini buyurmuştu ama yetenekli bir senaryo yazarı ve vizyon sahibi bir yönetmen ile bunun mümkün olduğunu gördük. Kitabı okuyan ve okumayan sinemaseverlere şiddetle tavsite edilir.

May The Force Be with You.

evet izledim fakat ilginç bir sonu olduğunu düşünüyorum. O kokuyu etrafa salınca herkes onun esiri gibi oluyor, insanlar birden soyunuyor falan. Bence daha güçlü bir son olabilirdi, yani romanın sonu değiştirilebilirdi. Zzaten sinema filmlerinde ne kadar bağlı kalınıyor ki romana...

Kitabı, filmi izledikten sonra okumuştuk. Kitap bitince, filmi bir kez daha izlemek kısmet oldu.
yetenekli bir senaryo yazarı ve vizyon sahibi bir yönetmen sevgili Exlucifer'in bu yorumuna aynen katılıyorum.
Yeniden, yeniden izlenebilecek çok güzel, sürükleyici, estetik bir film olduğunu naçizane düşünüyorum.

Yönetmen daha filmin ilk karesinde bizi şaşırtıverir ve filmin başrol oyuncusuyla bizleri tanıştırır. Jean-Baptiste Grenouille'mü? Hayır!
kendisi ilk karede bir hücrede, gölgeler içerisindedir. Vücudunun tek bir yerine olanca yoğunluğu ile ışık düşmektedir. Burnuna, diğer her yeri gölgeler içindedir...Bu sahne, cümle filmin tek karede bir nevi özeti gibidir. Görecekleriniz, işitecekleriniz duyacaklarınız hep şol sihirli uzvun çevresinde cereyan edecektir.

Kubrick ile ilgili anektodu bizde okumuştuk, filmi izledikten sonra yönetmenin dehasına biz de şapka çıkarttık. Koku misal göze/kulağa çok az hitap eden bir hissi filme döküp izleyiciye anlatmak, zihnine zerk etmek herkese nasip olmayan bir yeti olsa gerek...İlk defa şehire gelmesi, burnunun milyonlarca yeni kokuyla tanışması, her birisini içine çekmesi, dimağında her birisini istiflemesi kitapta sayfalarla ölçülecek mertebede detaylı anlatılırken, yönetmen çok başarılı sahneleriyle izleyiciye de okurun sezdiklerini hissettirmeyi bilmektedir.

Kesinlikle izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum. (hatta kitabının da mutlaka kütüphanenizde olması gerektiğini belirtmeden geçemeyeceğim. Zira kitapta göz ve kulakta devreden çıkmış, Süskind edebiyatı kullanarak sadece ve sadece cümlelerden kurulmuş devasa bir koku imparatorluğu kurmuş, tahtına da gerek edebiyat tarihinin gerekse sinema tarihinin en eşsiz kahramanlarından taçsız Grenouille'ü yerleştirmiştir. Kitabın çevirisi Tevfik Turan tarafından emek verilerek yapılmış, metnin edebi hazzından birşey yitirmeden bizlere ulaşmıştır.)

hamiş: 1) Paylaştığınız video çok etkileyici sevgili Necronamber. Lakin videoda resmedildiği misal romantik ve müzmin karasevdalı bir karakter olmadığını hatırlatmakta fayda var sanırım Jean-Baptis'in. Onun için tüm dünyanın anlamı kokudur, koku yolunda onu endişelendirecek, durduracak hiçbir ahlaki kaygısı yoktur.
2) Bir afiş, filmi bu kadar mı güzel özetler, bu kadar mı mükemmel olur?

gerçekten harika bir film. izlemeyenlere kesinlikle tavsiye edilir.

Arkadaşlar öncelikle hepinize teşekkür ederim. Ayrıca sevgili proksima değerli arkadaşım yorumuna aynen katılıyorum.
Video bence de iyi beğenmene sevindim. Müzik eşliğinde hoş izleniyoru öyle değil mi

filmi seyrettiğim için bana güzel geldi, seyretmeyenlerde nasıl bir his uyandırır bilemem. filmin o kadar çok harika karesi varki akıldan çıkmayacak.

Müzikle birlikte gerçekten çok hoş bir seyirlik olmuş sevgili Necronamber...Özellikle fondaki basın, bebeğin nefes alıp vermeleri ile senkron oluşu, bebeği bir metronoma evirmiş neredeyse :) Kurgu ne kadar da sihirli bir dokunuş. Filmden titizlikle seçilen sahnelerle, kahramanımız zor bir çocukluk geçirmiş bir Don Juan'a dönüvermiş bu üç dakikalık film parçasıyla.

afişi gerçekten harikaymış. filmi izlemedim.

"herşey ters işliyor oulric!"

ben de ilk önce film sonra kitap üçgenini takip etmiştim. filmden sonra kitap o derece etkili gelmemişti. başrol oyuncusunu çok iyi oynuyordu. ayrıca yönetmenin run lola run filmi de çok iyiydi.
velhasıl seviyoruz, tom abimizi.

imzamı kaybettim, hükümsüzdür

izlediğim en iyi filmlerdendi diyebilirim. özgün birşeyler arayanlar mutlaka izlesin.

Sinemadaki edebiyat uyarlamalarında beğeni kriterimin ne olduğunu tam olarak karar veremedim. Kimi zaman esere bağlılık filmi fazlasıyla sıkıcı hale getiriken, bazen de tam tersi oluyor. Koku'da bu ikinci durum söz konusu. Romanın güçlü etkisi, ya da kokusu, filme de güçlü biçimde sinmiş. Senaryo romandaki olay akışına fazla dokunmadan hazırlanmış. Oldukça temiz bir iş çıkmış ortaya.
Koku sinemada tanımlaması ve anlatması çok zor bir imge. Filmde, omuz açıları, esintiler ve oyuncu jestleriyle anlatılmış. Kitabın bu anlamdaki etkisinde ulaşamıyor ama bence filmin kitaba göre bir artısı da bu. Yazarın kitapta seri biçimde betimlediği, Grenouille'in güçlü burnuna gelen kokular bir çoğuna yabancı olmam sebebiyle zaman zaman beni kitaptan koparmıştı. Filmde bu handikaptan kurtulmuş olmak beni ferahlattı.
Son 10 sene içerisinde özellikle Amerikan sinemasının yoğun etkisiyle, tarihi filmlerde dekor, makyaj ve kostüm uygulamalarındaki aşırı gerçekçilik veya naturalist hal, filmi bırakıp mekan ve dekor uygulamalarına dalmama neden oluyor. Bu filmin kokusunu anlatmak için belki de en etkili yöntem bu ama kendi kendime Passolini acaba bu filmi çekebilseydi nasıl olurdu diye sormadan edemiyorum.

bırak bu rock'n roll'u...

Bu film hakkında tek bir şey söylemek istiyorum. Filmi son sahnesine kadar hayranlıkla izlemiştim. Finalde herkes soyunup birbirine saldırınca biraz kopmuş olabilirim. Ama film güzel.

Çok hoş bir yorum düşmüşsünüz yazıya sevgili Tamilgerillası. "Romanın güçlü etkisi, yada kokusu" :)
Ek olarak Passolini atfını yapmanız dikkatimizi çekti açıkçası. Özel bir sebebi var mı şol yönetmeninin ismini zikretmenizin?...

Açıkçası, Koku'nun barındırdığı erotik addedilebilecek onlarca öğe neticesinde, hazretin elinden çıkacak uyarlama eserin bol bol pornografi içereceğini, etrafta çıplak kadınlar görmekten izleyici olarak filmi ve temayı kaçıracağımızı düşünüyorum. Sırf sondaki orgy sahnesinin, ziyadesi ile esnek Fransız/Alman sineması kalıpları göz önüne alındığında Tykwer tarafından son derece muhafazakar bir biçimde kotarılmış olmasından sonra Passolini'nin elinde ne hale geleceğini Allah bilir. Muhtemelen bir yarım saat izletirdi bize parfümün farklı fazlarının tenlerde uyandırdığı muzur etkileri. Lakin ortaya daha sansasyonel bir film çıkacağı kesin. (Cinsellik gibi anlatımı elle tutulur bir mevzuda, hayalgücünü kullanmaya tenezzül etmeyip bodozlama ham sevişme görüntülerini bizimle paylaşan yönetmen, koku gibi ipe sapa gelmez "uçucu" bir meselde nice davranır bu da ayrı bir mevzu şüphesiz)

Yine Passolini'nin elinden çıkma birer edebiyat uyarlaması olan Canterburry Hikayeleri, Binbir Gece Masalları ve Decameron, ne söylemeye çalıştığım konusunda size fikir verecektir diye düşünüyorum.

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

arama

bu site

Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır.

coktutulan