Kitabı, filmi izledikten sonra okumuştuk. Kitap bitince, filmi bir kez daha izlemek kısmet oldu.
yetenekli bir senaryo yazarı ve vizyon sahibi bir yönetmen sevgili Exlucifer'in bu yorumuna aynen katılıyorum.
Yeniden, yeniden izlenebilecek çok güzel, sürükleyici, estetik bir film olduğunu naçizane düşünüyorum.
Yönetmen daha filmin ilk karesinde bizi şaşırtıverir ve filmin başrol oyuncusuyla bizleri tanıştırır. Jean-Baptiste Grenouille'mü? Hayır!
kendisi ilk karede bir hücrede, gölgeler içerisindedir. Vücudunun tek bir yerine olanca yoğunluğu ile ışık düşmektedir. Burnuna, diğer her yeri gölgeler içindedir...Bu sahne, cümle filmin tek karede bir nevi özeti gibidir. Görecekleriniz, işitecekleriniz duyacaklarınız hep şol sihirli uzvun çevresinde cereyan edecektir.
Kubrick ile ilgili anektodu bizde okumuştuk, filmi izledikten sonra yönetmenin dehasına biz de şapka çıkarttık. Koku misal göze/kulağa çok az hitap eden bir hissi filme döküp izleyiciye anlatmak, zihnine zerk etmek herkese nasip olmayan bir yeti olsa gerek...İlk defa şehire gelmesi, burnunun milyonlarca yeni kokuyla tanışması, her birisini içine çekmesi, dimağında her birisini istiflemesi kitapta sayfalarla ölçülecek mertebede detaylı anlatılırken, yönetmen çok başarılı sahneleriyle izleyiciye de okurun sezdiklerini hissettirmeyi bilmektedir.
Kesinlikle izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum. (hatta kitabının da mutlaka kütüphanenizde olması gerektiğini belirtmeden geçemeyeceğim. Zira kitapta göz ve kulakta devreden çıkmış, Süskind edebiyatı kullanarak sadece ve sadece cümlelerden kurulmuş devasa bir koku imparatorluğu kurmuş, tahtına da gerek edebiyat tarihinin gerekse sinema tarihinin en eşsiz kahramanlarından taçsız Grenouille'ü yerleştirmiştir. Kitabın çevirisi Tevfik Turan tarafından emek verilerek yapılmış, metnin edebi hazzından birşey yitirmeden bizlere ulaşmıştır.)
hamiş: 1) Paylaştığınız video çok etkileyici sevgili Necronamber. Lakin videoda resmedildiği misal romantik ve müzmin karasevdalı bir karakter olmadığını hatırlatmakta fayda var sanırım Jean-Baptis'in. Onun için tüm dünyanın anlamı kokudur, koku yolunda onu endişelendirecek, durduracak hiçbir ahlaki kaygısı yoktur.
2) Bir afiş, filmi bu kadar mı güzel özetler, bu kadar mı mükemmel olur?