old boy benzersizdir..
İntikam duygusu bu kadar zekice senaryo edilebilir, ancak bu kadar ii yönetilebilir ve zawallı "Dae-su Oh" ancak bu kadar ii oynanabilir, vücut bulabilir Min-sik Choi bünyesinde..
Filmin sonlarına doğru düğüm yavas yavas cözülecek, ve izledikleriniz karsısında yarı üzgünlük yarı hayret karışımı ve film yapımcılarına takdir duygusu ile anlatılması güç, karmakarısık bi duyguya kapılma olasılıgnız yüksek:)
Final sahnesi hakkında ise saatlerce tartısılması muhtemeldir..
Ara ara serpiştirimiş, film bütününde kilit noktası olmasa da, akla kazınacak öle sahneler var ki..ve bu sahnelere ölesine güsel müzikler eslik edior ki..unutulmaz...
Sunu da belirtmek gerekir ki eger oldboy izlenecekse korece izlenmelidir, aslında sadece bu film için gecerli olmasa da,jinal dilin oldboy da daha bi önemle vurgulanması gerekir diye düşünüorum..
Film bittiğinde, Chan-wook Park sorgulanması gereken yeni baslıklar olusturur zihinlerde..
Yeri gelecek o yaralı ihtiyar delikanlı veciz sözler söyleyen bilge olacaktır. Ne diyordu Dae-su Oh:
"Ben bir hayvandan daha kötü olsam bile yaşamaya hakkım yok mu??"
Kore yapımı filmler, oldboy dan sonra merakımı cezbetmiştir. Bu film aynı zamanda beni Chan-wook Park ın da sıkı takipcisi yapmıstır.
Söylenecek son bir söz varsa o da sudur:
old boy un yeri ayrıdır, unutulmaz...
Sevgi neredeyse, Tanrı oradadır..