Çok hoş bir yazı teşekkürler,
yazıda betimlediğiniz hissiyatı Lions for Lambs filmi için biz de hissetmiştik.
Şol film için zikrettiğimiz tümceler "Redacted" için de genellenilesi demek ki.
---------------------------------------------------------------------
Her ne kadar, dürüst ve samimi bir öz eleştiri yapıyormuş iddiasında olsa da, filmin sadece içeriye içeriden bakan bir anlayış sergilemesinden dolayı ziyadesi ile eksik ve tarafgir bir söylem içermekte. Ordu ve Pentagon ismi neredeyse hiç ama hiç lekelenmeden, hükümet partisinin bir genç senatörü karalanarak konu kotarılmaya çalışılıyor. Gazeteci&Senatör arasında geçen diyaloğun bir yerinde, başkanın askeri konularda savunma bakanlığından çok, genç senatörün sözüne güvendiği cümlesi zikredilmekte. Bu hedef saptırmanın taşıdığı estetik bir balette dahi bulunmasa gerek. Pentagon'un, Holywood sinemasını propaganda amaçlı kullandığı, yardım ettiği filmlerin senaryolarına birebir müdahale ettiği (bkz. Kara Şahin Düştü, vb.) bir gerçek, görünen o ki adamlar eleştirme ayağına, bu seferde ne kadar demokratız, bakın iğneyi kendimize de batırıyoruz diyerek bir başka propagandaya imza atmış görünüyorlar. Öyle ki, bahsi geçen gençler için tüm askeriye inanılmaz derecede efor sarfetmekte. Şer ekseninin küçük deccalları olan Talibanlar'a(Taly's), ailelerinin gözleri önünde, kendi ordularına katılmalarına izin verilmezse ailenin çocuklarını oracıkta infaz eden o şeytansı Afgan mahluklara karşı, uydu desteği, jetler, üstün teknoloji ürünü bombalar, bir dünya imkanı seferber ediyorlar bu iki eri kurtarmak için. Arslanları kaybetmelerinin ertesinde de, yüzlerine yerleşen o çarpık ifadede, olanca forsu ile dalgalanan gönderdeki bir Amerikan bayrağını görüyoruz sanki (aslına bakılırsa ülkemizde, ölümden dönen erler için "dönüşlerine sevinemedim, ölmelilerdi" tarzı ifadeler kullanan devlet büyüklerinin varlığı düşünüldüğünde, belki böylesi klişe vatandaşını sahiplenme görüntüleri merhem oluyordur ABD'lilerin kimi yarelerine, kim bilir? ). Tüm bunlara rağmen amacı konusunda bir problemi yok filmin. Tüm problem yönteminde, konuyu işleyiş şeklinde, Irak'ta ve Afganistan'daki savaşın meşruluğunu hiç tartışmamasında, o coğrafyanın işgal edilmişliğinde, İranı tüm problemlerin kaynağı olarak itham eden onlarca vurguda, filmde tek bir İran'lı, Afgan veya Irak'ı karakter olmamasında, neler olduğuna onlar gibi bakamamızda (ne mi anlatmaya çalışıyorum, İnce Kırmızı Hat'tı seyredin!) Amerika'lıların gözünden Amerika'yı izletmelerinde, olanca kahramanlıkları ile ölen iki Amerikan askeri ile koskoca bir ulusun ziyadesi ile ucuz kendini aklama girişiminde, verdiği güdük mesajda, "bakın bizler de ölüyoruz, bizleri de kullanıyorlar" demelerinde...Koskoca üniversite profesörünün, haksızlıklardan, tepkisizlikten bahsederken, çevre yollarının bakımsızlıktan üçüncü dünya ülkelerindeki muadillerine döndüğünü belirtmesinde. Ezcümle, ölen 3800 küsur Amerikan askerini ve hatıralarını, tıpkı eleştirdikleri kurumlar/şahıslar misal, filmi çekenler,senaryoyu yazanlar da afiyetle kullanmakta beis görmüyorlar. Her devirde kullandıkları gibi. İnsan öldüren insanları, şeytan avlayan melekler gibi lanse ederek....Ölümü inanılmaz derece başarı bir şekilde pazarlayıp bizlere satarak...