|
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.
|
||
|
|
|
||||||||||||||||||||
|
Öncesinde ben ve benim gibi çizgi roman delisi bir grup tarafından bilinen Marjane Satrapi'nin adını, ne mutlu ki, tüm dünyaya duyuran muhteşem ötesi animasyon. Aslında anlatılan hikaye hepimizin bildiği o, İran'ın modern bir devletken çok kısa bir süre içinde ve akıl almaz bir şekilde (yapılan seçimde halkın ezici bir çoğunluğunun islam cumhuriyetini tercih etmesi sonucu) dini ve toplumsal baskıların egemen olduğu bir devlete dönüşmesi. Lakin, bu sefer duyduklarımız daha önce hiç olmadığı kadar gerçek ve vurucu. Satrapi ve Vincent Paronnaud'nun bence en büyük başarısı, anlatılan hikaye, dramlar ve acılarla dolu olmasına rağmen geneli düşünüldüğünde ortaya ağdalı, amiyane tabirle ağlak bir film çıkarmaktan kaçınmaları olmuş. Buna rağmen Anouche amca benim için filmin en unutulmayacak kahramanıydı, o ve hapisteyken ekmekten yaptığı kuğular. Unutulmaması gereken bir diğer unsur ise, filmi tamamlayan Olivier Bernet'nin müzikleriydi, özellikle de "Audieu". Özetle, tüm sinemaseverlerin, özellikle hayata çizgi roman karesinden bakmayı sevenlerin ayrıca seveceği çok özel, çok güzel bir film Persepolis, dvd'si her arşivde bulunmalı. |
||
|
Sayın @proksima gene döktürmüşsünüz. Ben filme histeri ile yaklaştığımı belirtmem lazım, herhalde isminden ve sunuluşundan ötürü... Zaten E.Said'de "oryantalizm"de zaten bunu muştulamıyormuydu, "zihnimizdeki karşılıklı duvarlar".... Neyse, ben filmi şans eseri bir arkadaşımın evinde emri vak-i izledim. İlk başlarda ne kadder de doğru karar verdiğimi düşünürken, fimin kendi içinde evrilmesi, büyümesi, aydınlanması beni gayet şaşırttı. İlk başlarda ne kadar da iğreti duruyordu kendi ülkesine ama "teenager" yıllarını yabancı bir memlekette dışarlıklı bir şekilde geçirmesi enteresan bir deneyimdi (hem kahramanımız, hem de biz misafirler için). Resmi ideolojinin yeknesak bir retorikten oluştuğu fark etmesi, nasıl da "büyütmüştü" kahramanımızı... Ailesinin "adacık"larının farkına varması nasıl da değiştirmişti onu... Aslında gel-gör ki aynı adacıklara çekildiğimizin farkında bile değiliz. Ve bu insan faktörünü gözönüne almadan yaratılan bu -uydu- "devlet"ler ne kadar acaiptir. Jim carter'ın sözünü kaç kişi hatırlıyor acaba... İran'da başardığımız işin farkına 30 sene sonra varılacak Ve aradan bir otuz sene geçmeden günah çıkartılmaya başlanıyor (n azından yapımcı düzeyinde). Acaba 10 yıl şavaşında İran'ın en büyük silah tedarikçisini söylesem, çok mu paranoyak olurum.... Dİpnot: En sevdiğim bölüm kızın sevgilisini bir aşıkken, bir de aşık değilken tarif ettiği bölümdü... |
||
|
Filmin sadece yapımcı hanesinde yer alan, hikayede doğrudan bir atıf yapılmamış (ki burada kullanılan dili de istisna kabul ediyorum) Fransa üzerine, filmi izlemeniz ertesi bunca aleyhte analizi çıkarmış olmanıza ve yoğun Fransa propagandası sezmiş olmanıza şaşırdığımı söylemeliyim. Açıkçası, Marjane'ın gittiği ülkenin, hangi ülkeye gittiğinden ziyade yekun batı kültürünü temsil ettiğini ve orada(Avrupa'da) ona bir mülteci olarak, göçmen olarak, kısaca "Öteki" olarak yaşattıklarına eleştirisinin getirildiğini düşünmüştü biz miskin filmi izlediğinde. Ezcümle, cümle hatası haykırılan İran devrimi sonrası bu coğrafyada kurulan yeni düzen ile, batının da sütten çıkmış ak kaşık olmadığı bireysel ve bencil sisteminin arasında kalan Marjane ve bir "İnsan"ın kültür, siyaset, din nedeniyle düştüğü hayal kırıklığının muştulamaya çalışıldığını düşünmüştük naçizane... Film ile ilintilendirmesem de Fransa üzerine söylediklerinize katılıyorum, |
||
|
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın. |
||
|
Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)
|
||
arama |
||
bu siteBu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır. |
||
son yorumlar |
||