“Ondskan” ile sinema dünyasında ufak çapta bir patlama yaratan İsveçli yönetmen Mikael Hafström son olarak “Derailed” ile Hollywood’ta boy göstermişti. Bu filmle “Ondskan” kadar başarılı elde edemese de geçer not alıp, sonraki filmi için kendine şans edinmişti. Bu şansı yeni adım attığı bir tür olan “korku”dan yana kullanması da oldukça riskli gibi gözüküyordu fakat; bu şansı boşa harcamamış gibi. Akademinin “En İyi Yabancı Film” ödülüne aday olarak gösterdiği “Ondskan”tan sonra yönetmenin çektiği “Göldeki Hayalet” ile bu türe ilk girişini yapan Hafström türe pek bir parlak giriş yapamamıştı fakat; sıradan Hollywood filmlerinden birini çok daha ufak bir bütçeyle çekmeyi başarmıştı. Bu da hiç yoktan göz önünde bulundurulacak bir özellik.
Özellikle son 5-6 yılda; aşırı şiddet içeren vahşetin son derece fazla kullanıldığı, kanlı korku filmleri revaçta bilindiği üzere. Tamamıyla şiddete ve ses efektlerine dayanan sinemanın sanatsal boyutunu hiç kullanmayan anlık korkular yaşatan bu filmlerden son derece keskin çizgilerle ayrılıyor “1408”. Filmde John Cusack’ın kanayan eli dışında hiçbir kan ve vahşet sahnesi mevcut değil. İsveçli yönetmen; izleyiciye yaşatacağı korku ve gerilimi, filmin neredeyse tümünün geçtiği otel odasında kurduğu atmosfer ile sağlıyor. Özellikle bu tarzın klasiklerinde rastladığımız “klostrofobi”yi de hissediyoruz. Günümüzde pek çok sinemaseverin özlediği tek mekanda geçen tekinsiz atmosfere kurulu eski usul bir film “1408”. Evet belki içerisinde pek fazla yenilik yok, türünün belli başlı filmlerinden zekici alıntılar yapan Hafström; adeta bu filmlerin atmosferini modernize ederek filmine taşımış. Stephen King’in kısa öyküsünden senaryolaştıran filmde deneyimli senarist Scott Alexander’ın parmağının olduğu filmin her karesinden anlaşılıyor. Hikayedeki baş karakterinin yazar ve bazı sorunlarının olması gibi King öykülerinde sıkça rastladığımız yönler filmde doğal olarak yer alıyor. Filmin tek karakteri diyebileceğimiz baş karakter Mike Enslin’e filmde yok denecek kadar az yan karakter eşlik ediyor. Anlayacağınız üzere John Cusack film boyunca Enslin kadar yalnız kalıyor. Korku kitapları yazarı, ailevi sorunları olan inancını kaybetmiş Mike Enslin karakterini John Cusack uzun yıllar unutulmayacak bir oyunculukla canlandırıyor. Bu oyunculuğuyla bana göre en azından Akademiden adaylık almalı. Lanetli olarak gözüken, kalanların tuhaf ölümleriyle sonuçlanan 1408 numaralı odaya doğa üstü olaylara inanmayarak, kitabının son ölümünü bitirmek üzere gelen Enslin başta dalga geçtiği odayla daha sonraki süre zarfında tek başına ölüm kalım savaşı veriyor. Kızının ölümü sonrası karısını yüz üstü bıraktığı şehirdeki bu odada yalnız başına şeytani güçlere karşı çaresiz bir şekilde mücadele veriyor ve git gide cinnete doğru ilerliyor. Özellikle bu sahnelerde Cusack bu sahnelerde farkını yaratıyor ve izleyiciyle bağı kurmasıyla izleyenleri ekranın içerisine sokuyor. Hafström de oyuncuyu hiç de yalnız bırakmamış gibi gözüküyor. Yakaladığı planlar ve karakterin psikolojisine göre kullandığı kamera açıları yönetmenin türe olan hakimliği ortaya koyuyor. Yer yer psikolojik filme dönen yer yer saf korku filmini yansıtan yapısı da filmin ve karakterin daha ilgi çekici olmasını sağlıyor. İlk yarısının saf korku olması ve daha sonra içerisinde doğurduğu sürprizler ise filmi son dönem kardeş yapımlarından farklı bir yere taşıyor. Yaptığı göndermelerle başarısını perçinleyen yönetmen, yarattığı gerilimi ses efektlerine dayandırmak yerine sadece yer yer onlardan yardım alıyor. “1408”in tek odada geçen izleyip geçilecek bir film olmadığını ise verdiği oldukça sosyal mesajlarla sağlıyor. Yine aynı tarz filmlerin düştüğü hataya düşmeyerek filmdeki kötücüllüğün nedeni üzerine yoğunlaşmıyor. Filmin sonunda ise bazı kısımların havada kalmaması açısından verilmiş olan detaylar yer alıyor.
Belki yepyeni şeyler kullanmasa da o eski korku filmlerini bizlere hatırlattığı ya da en azından vahşete dayalı korku filmlerinden ayrılarak ortaya koyduğu atmosfer ile izleyiciye doyumsuz bir seyirlik sunduğu için izlenmeli olarak görüyorum “1408”i. Hafström’ün Hollywood’a iyice uyum sağladığını ve John Cusack’ın adından sıkça bahsettirecek bir oyun ortaya koyduğunu da filmden çıkarmak pekala mümkün.
"1408 konusunun otel müdürü ve çalışanların ortak bir kandırmacası olduğuna inanır Enslin. Çünkü bu konuda yazarsa otel müşterilerinin sayısı yüzde elli artacaktır. Ama bir süre sonra, söylenenler gerçekleşir ve oda bir karaktere bürünmeye başlar. Ve gerçekten saldırır." John Cusack
(kadir 503 den alıntıdır)
iyi yazmış arkdaş bende sizlerle paylaşayım dedim.
Sevgi neredeyse, Tanrı oradadır..