Her ne kadar dünyevi bir konuyu işlemeye gayret gösterse de, Emerich'in elinde büyük önem taşıyan caanım konu bolca klişeden müteşekkil bir aksiyon filmine evrilmiştir. Birçok filmde rastladığımız otoriteleri ikna etmeye çalışan uzman/bilimadamı temasını bu filmde de görürüz; (tıpkı, contact'ta, outbreak'te, towering inferno ve hatta superman'da bile (hatırlayınız, sıperman'ın karizmatik beyaz saçlı babası marlon brando, fosforlu elbiseler içerisinde ışıl ışıl konseyi kripton'un patlayacağına dair ikna etmeye çalışır lakin konseyin yılmaz tavrı karşısında "siz kaybedersiniz ülen" deyu hayalkırıklıklarına düçar olur).
filmde kahramanımız, onca uyarısından sonra dikkata alınmayışına kızmaz ve asla ve asla "ben zaten dediydim" tarzı güdülenmiş bir bayalığa düşmez, bilakis dediklerinin tabiat tarafından ispatlanması ertesinde, durumu nasıl düzeltiriz şeklinde bir telaşe içerisine girer. Kaldı ki, şol eylem listesinin en son maddesinde, yüzlerce mili tipide (ama ne tipi, fırtına merkezinde -70C'leri bulan bir soğukluktan, insanların, bayrakların, hareket eden motorlu cihazların çat diye donuverdiği bir ortamdan bahsediyoruz) yürüyerek geçerek iki fedakar yoldaşı ile oğlunu kurtarmaya gayret edecektir.
filmde, Hitchcock filmlerindeki bir gerilim sahnesi misal kahramanları takip eden buz filizlerinin büyümesi gerilime tavan yaptırır. Yönetmen işin cılkını çıkarmamak için olsa gerek iki üç de kurt salmıştır donmuş newyork sokaklarına ki, buzun soğuk mavisinden yorulan izleyicinin gözüne renk gelsin ve süper hızlı helikopterlerin dahi kaçamadığı fırtınadan, koşarken tabanları popolarına değen iki üç liseli gencin başarıyla kurtulması neticesinde ortaya çıkan devasa tezat bir kerte sönük gözüksün diye.
son olarak, klişe sağanağı zaman zaman yavaşlamakta, yerine yönetmen tarafından ortası yapılan "yüzlerce yıllık kitabı, ısınmak, ölmemek için yakmak ve bunun etik yanını tartışmak üzerine kurgulanmış, yapay olduğu ilk duyuşta anlaşılan diyaloglar izleyicinin kalp kalesinde birer birer gol olmaktadırlar.
Film sonunda yine çoğu filmde olduğu gibi (yeni) amerikan başkanı "yıkılmadık, ayaktayız" tarzında bir konuşma yapar (tıpkı deep ımpact, independence day, vb.'lerinde olduğu gibi)...
Ezcümle, filmografisini incelediğinizde tamamen gişeye oynadığı görülen Roland Emmerich'in, bu filmdeki amacının, ahkam düşen iyi niyetli arkadaşların muştuladıkları misal küresel ısınmaya dikkat çekmek bir yana şol korkudan nemalanmaya çalışmak olduğunu naçizane düşünmekte işbu satırların sahibi.