:)
bayılıyorum gerçeğin eğilip bükülebiliyor oluşuna...
sevgili uuuucar yazımın içinde; "dandik te olsa emek var, saygı duyalım" diye bir cümle var da ben mi farkında değilim. yoksa sadece sana mı görünüyor?
Kesinlikle ve kesinlikle insanları sakatlayan filmlerin yapılmasından son derece rahatsız olduğumu bir kez daha belirteyim. Ve biraz daha açayım... Bu bahsettiğimiz "dandik" filmlerde ki tüm insanlar, barınmaları, yemeleri, içmeleri, belli bir para tutuyor. Yanısıra oyuncuya, teknik ekibe, teknik malzemelere, araçlara, benzin ve mazota, kostümlere, aksesuarlara, ses ekibine, seslendirme stüdyosuna, müzisyene, senariste, dublajcıya, filmlerin yıkanmasına, online ve offline kurgusuna, renklendirmesine, 35'liğe aktarılmasına ya da direkt 35'lik lere, negatiflerine, testine, kopya baskısına vs vs vs vs vs vs para veriyorsun, veriyoruz, veriyorlar.
Benim de beğendiğim muhtemelen senin de beğeneceğin pek çok film de gişe yapamadığı için batıyor.
Kaliteli işlerin çekilememesinin, ya da iyi çekilememesinin, ya da batanlara bakıp cesaret edilememesinin sebebi bu alanda sağlıklı bir mekanizmayla işleyen sektörümüzün olmaması.
Bu alanda insanlar para kazanacaklar ki, birileri yatırım yapsın. Birileri yatırım yapacak ki, sponsorlar için meçhul bir macera olmasın, sponsorlar birbiri ardına çıkacak ki devlet ciddi bir sinema politikası oluşturabilsin, sponsorlar, yapımcılar ve devlet bu alana zaman ve para ayıracak ki, senaristler, oyuncular, yönetmenler,i set çalışanları sendikalaşabilsin....
bütün bunlar olacak ki, yönetmen ve yapımcılar, "Ulan Kültür Bakanlığı ve Euramage fonlarını nasıl gaftileriz" diye düşünmeyecekler, batmayacaklarını ya da en azından devlet desteği alabileceklerini sahipsiz olmadıklarını bilecekler ve daha cesur işler yapacaklar. Onlar daha cesur işler yapıp ilk filmden sonra Taksim'in ara sokaklarındaki alkolik sinema gazilerine dönüşmeyince onların eylemleri gerçekten sinema ve dünya ya dair güzel hayalleri olan çocuklara cesaret verecek.
saygılarımla...
La vida es sueno...