Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan hafif.org'da: "Geleceği Gösteren Harita"


sinepil.org

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.
tuttum

nevdalist | 15 Nisan 2008 16:29 | 10 yorum var

Zeki Demirkubuz sineması

\

3. sayfa hikâyelerini sever misiniz, bilmiyorum. Okurken yok artık dediğiniz, bu kadarı da haksızlık diyerek isyan ettiğiniz zamanlar olur mu? Cevabınız evetse doğru yazıdasınız. Çünkü Zeki Demirkubuz sineması herşeyden önce 3. sayfa hikâyelerii anlatır. Hep bir kaybeden, hep hayatın sillesini yemiş, arabeks bir yön vardır. Bu yüzden ya sevilir ya nefret edilir. Bunun ortası yoktur. Cevabınız hayırsa devamını okumadan sizi başka bir yazıya alayım.

Isparta'da 1964 yılında doğan Demirkubuz; İletişim Fakültesi mezunudur. Aslında gazetecidir. Ama nedense bu alana hiç bulaşmaz. Onun yerine Zeki Ökten'in asistanlığını yapmaya başlar. Yıllar süren bu asistanlıktan sonra senaryolarını yazmaya başlar. Bütün filmlerinin senaryosu kendine aittir. Bir çoğunun senaryosunu çok önceden yazmış, gün ışığına çıkacağı günleri beklemektedir. Cebinde daha birçok kelimsei var. Zaman geldikçe onları da ortaya çıkaracaktır. Onu sevenler bilirler Demirkubuz bir kesimi, dönemi anlatır. Onun hikayelerinin kahramanları tutunamayanlardandır. Kendini tutunamayan sananlar değil, hakkaten tutunamayanlardır.

İlk filmi 1994 yılında çektiği C Bloktur. Filmin kahramanı olan Tülay, hizmetçisini bir adam ile kendi yatağında sevişirken görür. Kendi hayatını sorgulamaya başlar. Bence Bekleme Odası'ndan sonra en kötü filmidir. Henüz bir dil arayışındadır, Demirkubuz. Soyut kavramlarla birlikte iyice karman çorman olur.

En önemli filmi olan Masumiyet Türkiye'de sinema açısından da bir çığır açmıştır. Çünkü o zamana kadar pavyon hikayeleri anlatan bütün filmler aynıydı. Kadın zorla bu yola düşürülmüştü. Oysa Masumiyet'in başrolündeki karakter yani Uğur böyle demiyordu. Bu hayattan kurtulmak gibi bir derdi yoktu. Onun derdi hapisteki psikopat sevgilisne kavuşmaktı. Bir fenomen haline gelen Masumiyet, oyuncuların tiradları sayesinde alır yürür. Filmdeki her bir cümlenin anlamı vardır. Sadece sahne doldurmak için yazmaz o cümleleri, Demirkubuz.

Üçüncü filmi ve Demirkubuz'un iyice ünlenmesini de sağlayan 3. sayfadır. Başak Köklükaya ile de bu film sayesinde tanışırız. Ayrıca Köklükaya'nın vazgeçilmez oyuncularından biri olduğunu belirteyim. Benim için en etkileyici filmlerinden biridir. Kaybediş üzerine bir filmdir. Tam kazandım derken aldatılmanın dayanılmaz ağırlığını (?) duyan İsa'nın öyküsü anlatılır.

2001 yılında Yazgı ve İtiraf filmleri gelir. Onun ardından kendisinin ve eşinin başrolde olduğu Bekleme Odası. Bir dönem böyle bir furya başlayacak, yönetmenler kendi filmlerinde oynayacak diye çok korkmuştum. Neyseki çabuk atlatıldı. En berbat filmidir. Zeki abimiz yönetmenlikte ne kadar iyiyse, oyunculukta o derece berbattır. Konu olarak iyi bir filmdir. Ancak Demirkubuz'a umursamaz, cool abi rolü oturmaz. Tipine bile bakınca inandırıcılığını yitirir.

Son filmiyse Masumiyet'in öncesini anlatan Kader'dir. Yine kişisel kanaatim Kader'i çekmese; Masumiyet bu haliyle kalsa çok daha iyi olacağıdır.

Filmleriyle ilgili ayrıntılı bilgi için şuraya alayım

Demirkubuz Sineması

1- Sineması karakter ağırlıklıdır. Bu yüzden de oyunculuk çok çok önemlidir. Uzun tiradlar hep başroldedir. Bekir ile Yusuf'un kırdaki konuşmaları unutulur gibi değildir.

2- Bir röportajında sinema bir mucizedir demiş. Bu yüzden de basit olanın peşine düştüğünü ifade etmiş. Yani Demirkubuz bireyin iç dünyasını basit bir dille anlatır. En çok çelişkiler üzerinde durur. Kendisini aldatan karısına "sadece itiraf et, ben de insanım. Başka bir şey istemiyorum" diyen adam aslında basitçe gerçeği dile getirmiştir. Kötü olan aldatılmak değil, kandırılmaktır.

3- Demirkubuz'un sineması aldatma üzerine kuruludur. İşin garip tarafı bu aldatmayı hep kadınlar yapar. Aslında yukarıda da yazdığım gibi bu bir aldatma değil, kandırmadır. Tıpkı Dostoyevski'nin kitaplarındaki gibi. Zaten Dostoyevski hayranıdır, yönetmen. Kadınlar kandırır ve bu kandırmalarının hep haklı bir nedeni vardır. Uğur'un Bekir'i kandırmasının haklı sebebi Zagor'u sevmesidir. Bir taraftan mücadele eden kadınlar, bir taraftan bu mücadele için kullanan kadınlar. Bakınız 3. Sayfaya. Meryem İsa'yı kandırır. Çünkü başka türlü kocasından kurtulamayacaktır.

4- Filmlerinde hep bir kader hadi kaba biçimiyle söyleyelim arabeks yön vardır. Ancak anlatımı arabeks değildir. Karakterleri her ne kadar böyle olsa da onlara o kadar derinlikli sözler yazar ki! Bu sefer izleyici çelişkiye düşer. Filmelerinin kahramanları bir şekilde hayatın çemberinden geçmiş insanlardır. Ya pavyonda çalışır, ya kapıcının karısıdır. Sınıfsal olarak okumuş, şehirli kadını seçmez. Bu kalıbın dışına İtiraf filminde çıkmıştır. Ancak sonunun hatırlayanlar yine bir gecekondu hikâyesi ile bittiğini bilirler. Hep bir yoksulluk vardır yani.

5- Teknik olarak Kader filmi hariç ağırlıklı olarak doğal ışık kullanır. Çok fazla kamera oyunları göremeyiz. Daha natürel, olduğu gibi çekmeyi sever. Filmdeki büyünün oyuncular ile sağlanacağına inanır. Onun için senaryo ve oyun aslolandır.

6- Filmlerindeki aşk öyküsü hep dramatik, acılarla yorulmuştur. Mutlu sona inanmaz yönetmen. Linkini bulamadım, ancak bir röportajında bu soruya cevap veriyor. Bu yönüyle aslında ben ençok Cengiz Aytmatov'un hikâyelerine benzetirim. Biri görsel diğeri yazım alanında aynı şeyi yaparlar. Filmlerinde hep kadınlara deli divane aşık, bu aşk uğruna cinayet işleyen erkekler vardır. Toplumsal cinsiyet anlamında farklı bir rol çizer erkeklere. Kadınlarda aynı şekilde sevdikleri adam için mücadeleden hiç kaçmaz, yıllarca beklerler. Uğur Zagor'un peşinden yıllarca dolaşır. Gocunmaz bundan. Anlattığı aşk hikayeleri yine gazetelerin 3. sayfa öyküleridir. Mistik, büyüleyici ve aynı zamanda imkansızdır.

Aklıma gelenler şimdilik bunlar. Yanlışım varsa affola! Google'da rastladığım bir grubun bir sloganıyla bitireyim.

ZEKİ DEMİRKUBUZ HER YIL BİR FİLM ÇEKSİN


Etiketler: , , , , , , , , , ,

Yorumlar

Demirkubuz'a sıra ne zaman gelecek diye düşünüyordum...
Kısmet aşinamız bir kalemeymiş; Her zamanki gibi dolu dolu, her zamanki gibi doyurucu...

Emeğinize sağlık sevgili Nevdalist. Yazınız bir fihristi hükmünde Zeki Demirkubuz sinemasının...

hamiş: 1) Atfettiğiniz Aytmatov edebiyatına dair bir doyurucu yazıya daha, okurlar şu linkten ulaşabilirler (lakin verdiğimiz linkin size bir getirisi olacağını düşünmüyoruz naçizane ;) )
2) Zamanı gelmiş, işportada kaset satmış olan şol yönetmen, para babası şirketlerin, holdinglerin türlü desteklerine asla itibar etmemiş, tamamiyle bağımsız bir sinemanın, finansal olarak bağımsızlıktan geçeceğini düşünerek, kıt kanaat imkanları ile onca filmi halk etmiştir.

Zeki Demirkubuz' u yıllar önce TRT ye çektiği bir diziyle tanımıştım. Hande Ataizi' ni ilk orada görmüştüm ve hatta ilk ve son kez orada giyinik görmüştüm :0). Sahte Dünyalardı dizinin adı sanırsam. Hala da severim TRT dizilerini.

evet nevdalist, çok sağol...

demirkubuz sineması bence de ayrı bir kimliği olan bir sinema, izleyiciler için...

masumiyetten çok etkilenmiştim, oyucular da çok büyüleyiciydi, derya alabora' dan özellikle çok etkilendim...

umarım devamını da görür, paylaşırız:))

teşekkür ederim, proksima. sen hep anlıyorsun beni, ne güzel.
demirkubuz izleyicileride bence ayrı bir kesimdir, makaleci.
sinema bir tüketim nesnesi haline dönüşmüşken, artık iletişim boyutu yok olmuşken yazacak çok da bir şey yok.

imzamı kaybettim, hükümsüzdür

önce masumiyeti izlemiştim,sonra kaderi ve sonra tekrar masumiyet..denilebilir ki; tutkular kaderinse,yıkım kaçınılmazdır.

"herşey ters işliyor oulric!"

nefis, çok nitelikli bir yazı olmuş, ellerinize sağlık. tespitleriniz vs harika. keşke bir sinema dergisinde de (mesela: yeni insan) yayımlasaydınız önce..

hay allah, mahcup oldum kahramancayirli (karar veremedim. çayırlı mı çayirli mi?)
biraz geç cevap verdim ama; iltifat etmişsiniz. sağolun!

imzamı kaybettim, hükümsüzdür

Nevdalist bu yazından sonra bu yönetmeni takibe alacağım
İlk olarak Masumiyeti almak istedim fakat alışveriş yaptığım Cd markette yoktu onun yerine bekleme odasını aldım bakalım tarzı nasılmış...
Masumiyetin verdiğin linki izledim benim açımdan sevdiğim senaryo,
diyaloglar hoşuma gider. Teşekkürler paylaşım için sevgili nevdalist.

zeki demirkubuzun kapılarına dikkat!!!!!

zeki demirkubuzun kapılarına dikkat!!!!!

senin nikin gibi ise problem yok :)) david lynch

masumiyet

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

arama

bu site

Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır.

coktutulan